HAYDARPAŞA’DA 37 İSKELET VE KİLİSE BULUNDU

Haydarpaşa Garı kazılarında, içinde mezarların da olduğu tabanı mermer bir yapı tespit edildi. Toplu mezarların bulunduğu, mimarisi ile kilise olduğu düşünülen yapının gizemi arkeolojik çalışmalar ilerledikçe çözülecek.

Tek apsisli bir kilise olduğu belirtilen yapıda bütünlüğü bozulmamış halde 37 adet iskelet bulundu. 

2018 yılında kazılara başlanan alan 350 dönümlük büyük bir alan. Burada rayların ve peronların yenilenmesi projesi adı altında başlanan kazı çalışmalarında elde edilen en eski kalıntı yaklaşık 2.700 yıl yani günümüzden 4.700 yıl öncesine ait sikkeler. En erken kalıntı ise Helenistik döneme ait yapı kalıntısı. Onun dışında yapıların büyük çoğunluğu M.Ö 4. ve 6. yüzyıla tarihlenmekte. Buranın önemi İstanbul için Anadolu Yakasında yapılmış yapılmış en büyük yapı, en kapsamlı kazı. Khalkedon’un tarihine ışık tutması açısından çok önemli. Özellikle 18 bin adet sikke bulunması. Birçoğu temizlenerek şu an okunabilir halde. Bunlardan elde edilen verilerle İstanbul’un yeni bir ışık tutulmakta. 

Mermer döşeli alan, son bulunan alanın daha kazısı devam etmekte. Tabanı büyük boy mermer döşeli, bunun önünde hemen tek apsisli bir toplu mezar var. Bu yapının diğerlerinden farklı bilinen Bizans dönemi kilise planlarına uymaması ve tek apsisli, ince uzun bir yapı olması. Bu mermer döşemelerin altında mezarlar tespit edildi, apsisin içindeki toplu mezarda 37 adet bütünlüğü bozulmamış halde iskelet çıkarıldı. Onun dışında çok fazla sayıda kemik tespit edildi. İskeletler kaldırıldıktan sonra altta bir katman daha iskelet ortaya çıktı. 

Bunun dışında küçük bir mezar odası var. Onunda üzeri mermer kaplı. Zaten mermer çöktüğü için açığa çıkmış. Sağ tarafında bir başka mezar daha var. Tahribattan dolayı geç Bizans döneminde yapıldığı anlaşılıyor. Yapı tahrip edilip toplu mezar yapılmış. Yapı tarzı 4-5 en geç 6. yüzyıl yapısı. Burası Khalkedon’un kuzeybatı limanı, 4 büyük limanı var, burası ikinci büyük liman. Onun gerisindeki yapının bir saray kompleksi olduğundan söz edilebilir. Saraya ait ısıtma sistemi var ve buna bağlı mermer döşeli havuzlar, çevresinde de farklı yapılar mevcut. Alan tamamen açıldığında bu yapıların kullanım niteliği ortaya çıkacaktır. 


Kaynak: Haydarpaşa Garı kazılarına başlandıktan sonra geçen süre içerisinde ilerleyen çalışmalar esnasında elde edilen yeni bulgular hakkında kazının baş arkeoloğu M. Ali Polat’ın verdiği bilgileri haber yapan Kadıköy Gazetesi. 

Khalkedon Kentinin İzleri

Arkeolojik kazılar başlamadan 2013

Haydarpaşa Garı’nda başlayan rayların iyileştirmesi çalışmaları sırasında, Antik Khalkedon (Kadıköy) şehrinin sur duvarları veya limanına ait olduğu sanılan mendireğin arkeolojik bulguları yeryüzüne çıkartıldı.

Kazılar başlamadan 2013
Haydarpaşa Garı’nda arkeolojik bulgular 2019

İstanbul Arkeoloji Müzesi tarafından peron araları ve çevresinde yapılan kazılarda ortaya çıkartılan bulguların özgün yapısı ve kesme taşlarla örülü olması, sur duvarı ya da mendirek olma ihtimalini güçlendirmekte.

Arkeolojik bulgular

Bağdat Demiryolu inşaatı sırasında görevli bir mühendis olan J. Miliopulos’un raporuna göre antik dönemden kalma limanın İngiliz Mezarlığı’nın bitiminden denize doğru uzanan 400 metre uzunluğunda bir de mendireği bulunmakta. Ancak bu değerlendirmenin ne kadar doğru olduğu henüz belli değil.

Arkeolojik bulgular

Bilim insanları netleştirmeden söylemek istemiyorlar ama 1882 yıllarında padişahın emri ile yapılan çalışmalarda denize doğru devam eden bir mendirek kalıntısı olduğu da belirtiliyor. Mendirek için her iki tarafında deniz olması gerektiğini söyleyen araştırmacılar, burada tek tarafın deniz olduğunun önündeki kumlardan anlaşıldığını belirtmekteler. Devam eden çalışmalarda ortaya çıkartılan bulguların, sur duvarları olabileceği de tahmin edilmekte.

Arkeolojik bulgular
Arkeolojik bulgular
Arkeolojik bulgular

Türkiye ve İstanbul’un simgelerinden Tarihi Haydarpaşa Garı, 100 yılı aşkın süredir şehrin Anadolu’ya açılan kapısıdır. Hatta sadece Anadolu’ya açılan kapı değil, Bağdat’a kadar uzanan bir demiryolu hattının da başlangıç istasyonudur. II. Abdülhamit dönemine denk gelen 30 Mayıs 1906 yılında yapımına başlanan Gar binasının yolcu salonu, 19 Ağustos 1908’de açılmıştır. Yapının tamamı ise 1909 yılının ortalarında tamamlanmıştır.

1908 Tarihini taşıyan Gar Kapısı
Haydarpaşa Garı 2013 yılı
Garda bekleyen trenler 2013

Bağdat Demiryolu, yapımı ile pek çok esere ilham kaynağı olduğu gibi başlı başına üzerinde alınması gerekli derslerinde mevcudiyetini sağlamış ve kendine has söylencelerin yayılmasına da neden olmuştur. Örneğin Adolf Hitler’in gençliğinde Haydarpaşa Garı’nın inşaatında çalışmış olduğu bunlardan bir tanesidir. 

Devam eden arkeolojik kazılar 2019

Günümüze ulaşana kadar bu tarihi yapının özgün yapısı başına gelen yangınlar ve depremler nedeniyle değişikliğe uğrasa da mimari estetiği ve güzelliğiyle İstanbul’u, İstanbul yapan önemli simgelerden biri olmayı sürdürecektir.

FİKİRTEPE GERÇEĞİ

Fikirtepe’de bir sokak

Fikirtepe, Kadıköy’de pek çok kişinin bildiği halde, gidip görmeyi aklının ucuna dahi getirmediği, ancak son zamanlarda yükselen göz alıcı yapılarıyla dikkat çeken ve etrafında dönen tartışmalar nedeniyle adını sıkça duyduğumuz bir semt. 500 metre aşağısında hızlı bir yaşam sürmekte; çevresinde gökdelenler, alışveriş merkezleri, çarşılar, sinemalar mevcut ama Fikirtepe’de yaşam bir süredir durmuş görünüyor. Burası bir kaç yıl önce kentsel dönüşüm kapsamına alındı. Binlerce ev yıkıldı ya da terk edildi, geride kalanlarda hâlâ mesken sahipleri oturuyor. Ancak kimse oturmak istemediği için artık aileler de buradan ev kiralamıyor. Kaçak yaşayan Afganlar, Türkmenler, Suriyeliler ya da başı suçla dertte olup adresi bilinmesin isteyenler ev tutup, birkaç ay sonra kirayı da vermeyerek kaçıp gidiyorlar. Burası bir yerleşim yeri olarak 50-60 yıl öncesinde gecekondu bölgesi olarak kurulmuştu. Daha sonraları çeşitli imar aflarıyla üçer dörder katlı apartmanlara dönüşen gecekondular, kent merkezinde olmalarına rağmen kaçak, niteliksiz, dayanıksız ve çarpık yapılaşmaları nedeniyle bu dönüşüm biçiminin gündemindedirler.

Fikirtepe’den Çamlıca’ya bakış

Öngörülen plan ve projeler, bu mahallelerde yaşayan insanların sosyo-ekonomik gerçeklerine uygun olmadığından yükselen barınma maliyetleri nedeniyle burada yaşayanları mahalle dışına taşınmak zorunda bırakan niteliklerdeki projelerdir. Doğrudan yüksek gelir gruplarına ve onların beklentilerine hitap edecek şekilde tasarlanan projeler spekülatif yatırımlarında hedefi haline gelmiştir.

Fikirtepe’de süren inşaatlar

Bölgede Kentsel Dönüşümün geldiği noktada biten proje sayısı 15, 3 tanesinde iskan mevcut diğerlerinde ise tapu sorunu sürmekte. 5 yapı adasında inşaat firmaları işleri tamamen bırakmış durumda. Toplam sorunlu ada sayısı ise 41. Bunların kiminde yıllar öncesindeki yıkımlardan sonra bir türlü başlamayan inşaatlar, kiminde ise başlamasına rağmen ağır ilerleyenler, kiminde de birden fazla firma işin içinde olduğundan süreç kilitlenmiş halde.

Fikirtepe’de süren inşaatlar

Özel Proje alanı olarak belirlenen bölgeye, eşi benzeri olmayan bir imar hakkı tanındı. Buna göre, Fikirtepe’de yaşayan parsel sahipleri parsellerini birleştirip belli bir metrekareye çıkmayı başarırlarsa 4.14 oranında yapılı imar hakkına sahip olacaklardı. Bu oran Kadıköy bölgesindeki emsallerin tam 2 katıydı.

Gecekondular Gökdelen oldu

Rant öylesine iştah açıcıydı ki bölgeye üşüşen inşaat firmalarının nitelikleri inşaatçılıktan çok uzaktı. Bu inşaat firmalarından bir tanesi de TV dizi yapımcısı olarak tanınan bir isim. Dizinin bazı bölümleri de bu bölgedeki yıkım sürecinde ortaya çıkan Beyrut ya da Suriye’deki iç savaşı andıran görüntülerin atmosferinde çekilmiş. Bundan sonrasında ise aynı dizi yapımcısı firma inşaatları yarım bırakarak pek çok insanın mağduriyetine neden olmuş. Bölgede bu şekilde yüzüstü bırakılıp bankalardan aldıkları kredileri ödemekte zorlanarak borç batağına düşen veya bir başka şekilde ev sahibi iken sokak ortasında kalan 60 bini aşan sayıda insan mevcut. Uzu süredir kira desteği de alamayan bu insanlar büyük maddi zorluklar içerisinde yaşam mücadelesi vermekte.

Fikirtepe’nin rantı

Sorunlarını gündeme getirmek üzere pek çok eylem yaparak seslerini duyurmaya çalışan bölge insanlarına yetkililer tarafından verilen sözler de şimdilik unutulmuş halde.

İnşaat firmaları ile hak sahipleri arasında köprü görevi görecek ve süreci yönetecek bir kamu kurumu olmadan Fikirtepe’de sorunların çözümü hayli zaman alacak gibi görünmekte.

Fiziksel olarak daha yaşanabilir mekanların oluşturulmasına yönelik projeler, toplum kalkınması projeleri ile birleştirilerek hayata geçirilebildiği takdirde İstanbul’un bir dünya kenti olma hedefine daha yaklaşılacak, hem de deprem tehlikesine karşı can ve mal güvenliği sağlanmış olacaktır.

Fikirtepe örneğinde de görüldüğü gibi İmar planlama süreci ile bazı noktalarda İstanbul metropoliten alanının sorunlarına çözüm bulmak mümkün değildir. 21. Yüzyıla yakışır bir İstanbul’un yaratılabilmesi yeni yaklaşım ve arayışları zorunlu kılmaktadır.

66 KARE

“66 Kare” dizisinde yer alan Yüksel Arslan resmi

Taksim metro durağında bulunan, Taksim Sanat adlı galeride açılan ilk sergide Sezer Tansuğ’un “66 Kare” projesinden eserler yer aldı.

Mensup oldukları toplumdan tiksinen ve kültürünü küçümseyen snob sanat çevreleriyle sürekli mücadele eden Sezer Tansuğ, Batı düşüncesine hakim olan bakış açılarını “babadan kalma mal”mış gibi Türk düşünce ve sanat ortamına empoze etmek isteyen Batıcıların aslında Batı’yı bize karşı baskı aracı olarak kullandıklarını düşünüyordu; halbuki Batı’yı asıl manasında benimsemek, onunla ciddi bir şekilde hesaplaşmakla mümkündü.

Bütün yazdıklarında bu hesaplaşma gayreti içinde görünen Sezer Tansuğ, bir ara Beyoğlu Aslıhan Çarşısı’nda açtığı küçük sahaf dükkanına gelip giden ressam dostlarından bazı klasik eserleri resim diliyle yorumlamalarını istemişti. Bu teklifi “ilginç” bulan ressamlar, birer resim yaptılar; böylece önce sergilenen, ardından kitaplaştırılan 66 Kare adlı resim dizisi doğdu.

Sezer Tansuğ, 66 Karelik diziyle asıl gayesinin son yıllarda daha çok Batı’ya programlanmış medya ortamının unutturmayı ve küçümsetmeyi başardığı “geleneksel kültürümüze” yeniden ilgi ve sevgi uyandırmak olduğunu söylüyordu.  

ZAPPA GEYİĞİ

Yazılanların ne amaçla yazıldığını bilmiyoruz, anlamaya da çalışmıyoruz. Oysa biraz vakit harcayıp birazda çaba gösterirsek, Frank Zappa hakkında aşağıda yazılanların bir safsata, tümüyle uydurma ve bir geyik olduğunu anlayacak ve ona göre okuyacağız.

“Seksenli yıllar, Berlin Olimpiyat Stadyumu… Alman gençler doldurmuş stadı.
Çünkü 20. Yüzyıl’ın en önemli filozof-sanatçılarından Frank Zappa konser verecek.
Ama bir sorun var: Konser saati gelmiş olmasına rağmen Zappa yok ortada!
Yarım saat, bir saat geçiyor, yok yok yok…
Tam iki saat sonra teşrif ediyor nihayet ağır adımlarla sahneyi…
Çıkıyor, mikrofonun önünde durup seyirciye bakıyor.
Sonra eliyle bir Nazi selamı çakıveriyor aniden: ‘Heil Hitler!’
Stadyumda ölüm sessizliği… Berlinliler şaşkın…
Yavaş yavaş bir homurtu yükselmeye başlıyor.
Sahnedeki adamsa hiç oralı değil.
Tekrar çakıyor Nazi selamını: ‘Heil Hitler!’
Seyircilerin küçük bir kısmı, aynı şekilde bağırarak cevap veriyor ona.
Ama sanatçı hâlâ memnuniyetsiz.
Daha sert bir Nazi selamı veriyor ve bağırıyor avazı çıktığı kadar: ‘Heil Hitler!’
Bu sefer seyirci daha hazırlıklı… Stadyumun yarıya yakını, sahnedeki adamın söylediği şeyi bir ağızdan tekrarlıyor.
Ne var ki tatmin olmuyor Frank Zappa…
Karşısındaki binlerce kişiye ters ters baktıktan sonra yine veriyor o selamı, yine
bağırıyor: ‘Heil Hitler!’
Kitle artık ne yapması gerektiğini anlamış durumda.
Bir ağızdan; ‘Heil Hitler!’ diye cevap veriyorlar, bütün stadyumu inleterek…
Bir sessizlik oluyor. Kısa ama gergin bir sessizlik.
Frank Zappa’nın sözleri bozuyor sessizliği:
‘Eyyyy Almanlar, gördüğüm kadarıyla siz hâlâ akıllanmamışsınız.
Yok size konser monser!’
Dönüyor arkasını ve çekip gidiyor sahneden…”

Frank Zappa’nın tüm müzik kariyeri boyunca verdiği konserlerin dökümünün yapıldığı sitelerde, Berlin şehrinde defalarca konser verdiği ancak bu konserlerin bazılarının Olimpiyat Stadyumu’nda değil Deutschlandhalle’de veya başka yerlerde olduğu görülecektir.

Ayrıca, Berlin’de yaşayan Frank Zappa fanlarına ait internet forumlarında bahse konu geyiğin “Sieg Heil” başlığıyla tartışıldığı ve hiç kimsenin yukarıda anlatıldığı şekilde tanıklığının olmadığını da gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Meraklısına Notlar:

http://www.hurriyet.com.tr/frank-zappa-fuar-acikhava-daydi-24747354

http://forum.zappa.com/viewtopic.php?f=3&t=5194

Sieg Heil, zafere selam kelimesini ifade eden bir Almanca sözcük grubu olmakla birlikte nasyonal sosyalist literatürde “Yaşasın zafer” anlamına da eşdeğer olan, Nazi Almanyası’nda, siyasal toplanmalarında ortak bir çağrısıydı. Birisini karşılamak için Hitler selamını vererek Heil Hitler demek Nazi Almanyası’nda geleneksel selamlamaydı.

Deutschlandhalle, Berlin’de şu anda olmayan, Adolf Hitler döneminde inşa edilmiş, 3 Aralık 2011’de yıkılan eski bir spor merkezinin adıdır. İlk olarak 1936 Yaz Olimpiyatları için inşa edildi ve 1935’te açıldı.