NARKOLEPTİK TAKINTILAR

Yayıncının Notu sayfasında kitap için “deneysel” bir metin denmekte. Düşünsel evrenin izlerini sürmeye başlayan yayınevince metnin herhangi bir bölümünü birbirlerine okuyan insanlar, herhalde çok eğlenmiş olacaklar ki, epistemolojik irdelemelerin içinde ya da tumturaklı bir modernizm eleştirisiyle katmerlenen ateşli tartışmaların ortasında bulmuşlar kendilerini.

Yayınevi, tek benzer yanı belki yazılma tekniği Cut-up’tan izler taşıyan metni, kılıktan kılığa sokarak, Beat Kuşağından, avangard edebiyata, fanzinlerden undergrounda uzanan bir salça eşliğinde okuyucuya sunmakta.

Okunması da, anlaşılıp üstüne laf söylenmesi de pek mümkün görünmeyen metnin sayfaları arasından bazı cümleleri cımbızlayıp yazarının ne dediğini çözmeye çalışalım şimdi.

1

Tanju, üç saat rötar yapan Milano uçağını beklerken altıncı bira şişesini yudumluyordu.

Üniversite dublaj karnavalı, cerrah tarih yapıtını tipik mücahit ilahiyatında okur.

Metropolit Metrukat külliyatı, keşiş alay limanında mevduat karyokinez seramiğinde ziyaret eder.

Diplomat imalat kuarteti, ksilofon üslup panoramasını mükeyyifat teknik navigatöründe temaşa eder.

Kooperatif ekonomi temayüzü, putperest neşe dinamosu vali kasap tedavisinde tamir eder.

Ressam şadırvan neşteri, temsil meşgale impromptusunu kumandan rol çekirdeğinde keser.

Alaşım beste makinesi piskopos klavye denetimini konçerto dürbün nümayişinde uygular.

119 kitap sayfasınca ve 44 Bölüm olarak devam eden metin, benzer cümlelerle okuyanın aklını olduğu kadar midesini de bulandırarak sürmekte.

Anlayabilene aşk olsun.

Anlaşılan o ki, aklına gelen veya bir yerlerden bulduğu kelimeleri kağıt parçalarına yazdıktan sonra, hepsini bir kovanın içerisine dolduran arkadaş, daha sonra elini kovaya daldırıp tombala çeker gibi çektiği kelimelerin yazılı olduğu kağıtları yan yana koyarak oluşturduğu cümlelerden bir metin ortaya çıkartmış. Yayınevi de buna “yeni bir biçem” demiş. Bir bildikleri olsa gerek.

Narkoleptik Tekvin” adlı metni yazan arkadaş hakkında karar vermeye çalışanlar için not: Toplumda 2000 kişiden 1’inde narkolepsi vardır. Kişinin yaşamını ciddi anlamda etkiler, hatta olumsuzluklar yaratır. Uygun olmayan durum ve zamanlarda uyku hali yaratan bir bozukluktur. Narkolepsili kişi ne kadar uyursa uyusun hissettiği yorgunluğunu bir türlü gideremez. Tanınmaz veya uygun olarak ele alınmazsa kişinin yaşam kalitesini büyük ölçüde bozar. Tıp, farmakoloji ve teknolojideki yeni gelişmelerle narkoleptik kişiler normale yakın yaşam sürdürebilir.

UCUZ TARİFE TREN BİLETİ

Hiç bitmeyecek bir arayıştır, çakmasından bir yaşam arayışı. Üzerine, birde mağduriyet sosu eklenirse tadından yenmez olur. Gecekondudan çıkıp, toplu konutlara yerleşen, çamurlu yollardan geçip, dört şeritli kara yoluna bağlanan, Orhan Baba’dan Manuş Baba’ya terfi eden, çıkarıp atamadığı eski giysileriyle aradığı yaşamı bir türlü bulamayan, gölgelerde kalıpta büyüyemeyen orman ağaçlarının yerine kendisini koyan bu arayıştan kurtulmak çok zor. Ne var ki ağaçlar, hayatımıza en özlü mecazlar ve bilgiyi anlamlandırma sistemleri olarak giriyor olabilir; zira anlatımlarındaki zenginlik, mecazın çok ötesine ulaşıyor ve yayın evleri de, ucuz tarife tren biletiyle Ankara’dan İstanbula gelenleri, çay kahve ikram ederek ağırlamaya devam ediyorlar.

Sözünü ettiğim “Sinek Isırıklarının Müellifi” isimli roman. Okumaya başlayınca hafızamda kalanlar beni rahatsız etmeye başladı. Evet, yazarlar yapıtlarının dünyaya verilmiş benzersiz yanıtlar olmasını isterler ama bu yapıtların neden benzersiz olduklarını anlatmak içinde benzerlerinden farklı olduklarını ortaya koymalarını sağlayacak; başkaları ne söylerken o bize ne söylemiştir sorusunun da cevabını verebilmeleri gerekir. Okumaya devam et

PENCERE ÖNÜNDE DURAN ÇİÇEKLER

Biraz yakınımızda, biraz uzağımızda, pek de anlayamadığımız bir şekilde başlayıp biten gerçek aşkların yaşandığı bir dünya üzerinde, sanal aşkların, yaşamı çevreleyen WhatsApp, Instagram, Facebook, Twitter, Tinder ve benzerleriyle başlayıp biten aşkların olduğu bir başka dünya. Bir yaşamın ötesinde olduğu sanılanın aksine, 21. Yüzyılın biçimlendirmesi ile meşhur olmak bir yana, edebiyat denilen yazı sanatında geleceği aramak, YouTube kanalından, diksiyon dersi almış dizi film oyuncularının romantik sesleri eşliğinde, şair olmadan yazılan şiirlerin okunma zahmetine katlanmadan, izlenmesiyle olmayacaktır. Okuduğu cümlenin başını unutmaması için en uzun cümlesinin beş kelimeden fazla yazılmasının mümkün olmadığı kısır romanların okumasıyla da olmayacaktır. Pek çok iletişim alanında tanıtımı yapılarak neredeyse, her biri dünya çapında ödüle aday olacak kadar güçlü birer sanat yapıtı olduğu ilan edilerek, sex shop’ları gezerken hezeyanların yazıldığı basit oyunların sahnelenmesi ile tiyatro denilen sanatın altından girip üstünden çıkılmasıyla da olmayacaktır. Bir de “Yazdıklarıma, ben şiir demiyorum okuyanlar öyle diyor” demekle de hiç olmayacaktır. Okumaya devam et

MEHMET PESEN SANAL RETROSPEKTİFİ

“3 Ağustos 2012 – 3 Ağustos 2016… MEHMET PESEN ustamız aramızdan ayrılalı dört yıl oldu. Sağlığındaki son sergisi – kendisi hastalığından dolayı çok ayırdında olmasa da – İş Bankası Kibele Sanat Galerisi’ndeki “Mehmet Pesen Retrospektifi” idi. Bu gün babam Mehmet Pesen’i anmak için onun ömür boyu el emeği göz nuru olan yapıtlarından bir seçki ile sanal bir mini-retrospektif sunmak istedim sevenlerine.

Tabloları dizerken Usta’nın sanat yolculuğu üzerindeki belli başlı durak noktaları olan Erken-Nakış Dönemi, Yarı-Soyut Dönem, Figüratif Dönem, Minyatür Dönemi, Geç-Nakış Dönemi sıralamasını göz önünde bulundurdum.

Bir de Mehmet Pesen’in çeşitli malzeme kullanarak yapmış olduğu sayısız desen çalışmasından birkaç örnek koydum.

Mehmet Pesen hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için 2012’deki Retrospektif sırasında İş Bankası yayınlarından çıkan, tarafımca yazılmış ve İngilizce bölümleri torunu Alaz Pesen tarafından çevrilmiş olan “Mehmet Pesen Retrospektifi” adlı kitaptan yararlanılabilir.

Son olarak, Mehmet Pesen ile ilgili anılarını tazelemek isteyenler bir zamanlar TRT-Türk’te yayımlanmış olan 5:27 dakikalık Mehmet Pesen belgeselini izleyebilirler.

https://www.youtube.com/watch…

Türkiye resim sanatının ustalarından babam Mehmet Pesen’in anısı önünde saygıyla, sevgiyle eğiliyorum.”

Aydın Pesen

Böyle yazmış babası için şu sayfalarda oğul Aydın Pesen. Okumaya devam et

KELİMELERLE DOLU SAYFALAR

 

Turuncu renkli saçları olan kadının, Kalamış’ın kirli bardaklı, yosun kokulu çay bahçeleriyle başlayan yolculuğunda, bir piyanonun başına oturup, üzerine, portelerin dizili olduğu kağıtlar yerine, kelimelerin yazılı olduğu kağıtları koyarak, notalar yerine kelimelerle bir senfoni yaratabilmesinin adına ne denmeli?

Bu senfoninin cümlelerini oluşturan kelimeler, bir müziğin temel cümlelerini oluşturan notalar gibi senfoniyi iyice kişiselleştirsin ve diğerlerinden farklı kılsın. Okumaya devam et