ANTİPA’NIN KÖŞKÜ

Antipa'nın Köşkü önünde (1942)

Antipa’nın Köşkü önünde (1942)

1942 yılında çekilmiş olan anneme ait albümdeki bu fotoğrafa bakarken, Kadıköy’ün Moda semtinde, Marmara Denizinin tüm güzelliğini gören bu tarihi evin öyküsü ile mimarı hakkında hiçbir bilgiye sahip değildim.

Fotoğrafa biraz daha yakından baktığımda bu gün yerinde bulunmayan küçük bir süs havuzunun da, görüntüye kattığı güzelliği keşfettiğim zaman, yıllar öncesinde bir harabe olarak duran bu yapı epeyi ilgimi çekmişti.

Son yıllarda ise binanın bir restorasyon çalışmasıyla eski harabe halinden kurtulduğunu görünce bayağı sevindim. Her yer talan edilirken bu küçücük yapıya hak ettiği değerini yeniden verenlerde herhalde bir teşekkürü hak ediyorlar.

Antipa'nın Köşkü (Restorasyon çalışmaları)

Antipa’nın Köşkü (Restorasyon çalışmaları)

Kadıköy’ün geçmişindeki tarihi köşkler ve yapılar hakkında bilgileri bizlere aktaran Dr. Müfit Ekdal kitabında Moda’daki bu sevimli yapıdan şöyle bahsetmektedir:

“Moda Burnu’nda hala harap durumda olan taş köşk, Dr. Andrea Antipa adında Yunanlı bir doktora aitti. Antipa 1912’li yıllarda Beyoğlu, Alyon Sokak numara 21’deki evinde otururken Moda Burnu’ndaki köşkünü gene bir Rum olan mimar Pape Kalfa’ya yaptırmıştı.

Pape Kalfa’nın Moda’daki birçok güzel yapıda imzası vardır. Dr. Antipa’nın Moda’daki köşkünde ne kadar oturduğu bilinmiyor. Daima Yunanistan’da yaşamış ve orada ölmüştür.

Köşk çok zevkli bir mimariye sahiptir. Cephesi dar gibi görünse de arkaya doğru büyük ve kullanışlıdır. I. Dünya Savaşı’nda Mehmet Ali Paşa adında bir ordu mensubu Antipa’nın evinde kiracı olarak oturmuş, ailevi bir sebepten dolayı intihar etmişti. Daha sonra Moda’nın İngilizlerinden Hugh La Fontaine, Mahmut Nedim Oyvar kiracı olmuşlar, köşk ileriki yıllarda Tokyo sefiri Ferid Tek Bey’e satılmıştı. Ferid Bey Ailesinde arka arkaya gelen ölümler sonunda bakımsız kalmış, güzelim ev çatısı çökmüş, pencereleri kırılmış, bahçesi perişan bir harabe halinde akıbetini beklemişti. Dr. Antipa’nın evinin önünden geçen yolu adı evvelce Devriye Sokağıydı, Ferid Tek Bey köşkü satın aldıktan sonra sokağın adı değiştirildi ve Ferit Tek ismi verildi.”

Dr. Müfid Ekdal’ın sözünü ettiği evin harabe halinde olduğu zamanlar 90’lı yıllardır. 2010 yılından sonra başlayan restorasyon çalışmaları neticesinde ev bugünkü görüntüsüne kavuşmuştur.

Antipa'nın Köşkü 2014

Antipa’nın Köşkü 2014

Evin tarihsel geçmişinde sözü edilen mimar Pape Kalfa’nın adını daha önce bir başka sebeple de duymuştum. Rahmetli anneannemin Moda Ağaoğlu sokağının girişindeki köşesinde bulunan eski ahşap evinin çok yakınında yer alan İstanbul’un hemen hemen en eski apartmanlarından biri olan, tahminen 1903-1906 yıllarında inşa edilmiş bulunan Sarıcazade Arif Paşa’ya ait olan bu apartmanın mimarının da Pape Kalfe olduğunu, yıllar sonra bu tarihi apartmanın bir dairesini satın almış olan arkadaşım anlatmıştı.

Ağabey Sokaktaki Ahşap Ev

Ağabey Sokaktaki Ahşap Ev

Çocukluğumuz sırasında bu apartman bize birazda çocuk gözü orantısıyla devasa bir yapı olarak görünürdü. Elbette bunda o zamanlarda en yüksek binaların dört beş katlı oluşunun da önemli bir rolü vardı.

Arkadaşımın satın almış olduğu bu eski apartmanın bir dairesinde bulunan stüdyosuna gidip geldiğim zamanlar dikkatimi çeken bir başka şey daha oldu. Apartmanın inşa edildiği tarihlerde, her tarafta ahşap yapıların bulunduğunu varsayacak olursak, bu 5-6 katlı yapının taşıdığı mimari özellikler, bir kalfanın elinden çıkma olasılığını neredeyse imkânsız kılmaktaydı.

O halde bu işte bir terslik vardı. Binanın gerçek bir mimarı olmalı ya da Pape, kalfa olmamalıydı. Bu terslik bir başka mimarın da dikkatini çekmiş olacak ki, o da 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yoğunlaşan yapı faaliyetlerini gerçekleştiren çok sayıdaki mimar ile mimarı bilinmeyen yapılar hakkında yaptığı çalışmalar ile bizleri aydınlatan Y. Mimar Pınar Öğrenci, Pape’nin Kalfa olmadığı gibi İstanbul’daki pek çok yapının da mimarı olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır.

Ortodoks Rum Cemaatinden olan Pappa, Moda’da Fazıl Paşa Sokağı’nın köşesinde oturmuş ve birçok eserini bu semtte gerçekleştirmiştir. Bu bilgilerden yola çıkarak yapılan araştırmada, mezarının, Hasanpaşa’daki Kadıköy Rum Ortodoks Mezarlığı’nda bulunduğu saptanmıştır. Pappa Ailesi’ne ait olan mezar taşı üzerindeki bilgilere göre Pappa 1863-1931yılları arasında yaşamıştır. Pappa hakkında yapılan araştırmalarda Ecole des Beaux Arts ‘da okuyan Türkiyeli örenciler arasındadır. Diğer isimler ise şöyledir: Fara, Thadadjan, Vallaury, Vedat Bey, Zenop ve Zipcy. Pappa’nın yazışma antetlerinde Ecole des Beaux Arts diplomalı olduğu belirtilmektedir. 1868 doğumlu olan Pappa’nın adının Costantin P. Pappa olduğu çeşitli araştırmalarla ortaya konmuştur.

Mimar Pappa’nın bilinen yapıları İstanbul’un Moda, Elmadağ ve Çukurcuma semtlerindedir. Bu yapılardan bir kısmı Sarıca Ailesi ile yapılan görüşmeler sonucu ortaya çıkarılmıştır. Pappa’nın tarihi bilinen ilk eseri Sarıcazade Arif Paşa’nın Moda Caddesi üzerinde bulunan Arif Paşa Köşküdür. Köşkün inşaatına 1898 yılında başlanmış ve 1903 yılında bitirilmiştir. Pappa’nın bilinen en büyük ölçekli yapısı Sarıcazade Arif Paşa’nın Elmadağ’da yaptırdığı 1902 tarihli Arif Paşa Apartmanıdır. Yine aynı adı taşıyan Arif Paşa’nın kendi yaşadığı köşke yakın olarak inşa ettirdiği Moda’daki Ağabey Sokağın köşesindeki apartmandır. Pappa’nın yüzyıl başlarında inşa ettiği bir başka yapı, Çukurcuma Faik Paşa Yokuşu’ndaki 9 no’lu apartmandır. Pappa’nın eseri olduğu cephesindeki “C.P.Pappa” yazısından anlaşılmaktadır.

Pappa’nın Moda’daki diğer eserlerinden ikisi günümüze kadar özgün niteliklerini kaybederek olsa da gelebilmiştir. Bunlar, Yusuf Kamil Paşa Sokakta Dowson isimli İngiliz bir aile için 1895-1900 yılları arasında inşa ettiği ikiz evler ve Dr. Andrea Antipa için 1906-1914 tarihleri arasında inşa ettiği evdir.

Tespit edilen yapılar dışında mimarı olup olmadığı henüz belli olmayan ancak bilinen yapılarıyla benzerliği olan yapılarında bir hayli fazla olduğudur.

Bu yapıların bir kısmının yine Sarıca Ailesine ait olduğu anlaşılmış olduğundan yapıların mimarının da Pappa olma olasılığı çok fazladır.

İstanbul’un Moda semti, üst-orta sınıf yabancı, Levanten ve Osmanlı ve ailelerinden oluşan sosyal yapısıyla, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında mimarlık faaliyetlerinin yoğun olarak izlendiği bir dönemdir.

Bu döneme ait mimari eserlerin tümü, kentsel olduğu kadar sosyal yaşantının da birer göstergesidir. Dr. Müfit Ekdal kitaplarında bu sosyal yaşantının nasıl cereyan ettiğine dair ipuçlarını da ortaya koymaya çalışmıştır.

Sarıca Arif Paşa Köşkü

Sarıca Arif Paşa Köşkü

Sahip çıkılması ve korunması gereken geçmişten kalan mimari zenginliğin yanı sıra, biraz da devrin yaşantısına ait izler olmalıdır.

Ancak bunu yapabilmeyi başaracak isimlerin belki de bu zenginliğe en başında sahip olması gereken Sarıca Ailesi’nin günümüzdeki temsilcilerinden Devlet Sanatçısı unvanlı piyanist Ayşegül Sarıca ne yazık ki bu zenginliği korumaya yeteri kadar özen göstermemekte, geçmişten kalan izlerin peşinde layıkıyla koşmamaktadır.

Moda Caddesi üzerindeki Mimar Costantin P. Pappa’nın eseri olan bu güzel yapı ne yazık ki, her geçen gün biraz daha çürümekte biraz daha harap olmaktadır. Gelen geçen yüzlerce, binlerce insan tarafından cep telefonlarındaki kameralarla fotoğrafları çekilecek kadar güzelliğini muhafaza eden bu tarihi yapıya Ayşegül Sarıca’nın da gerektiği şekilde sahip çıkması ve Moda Burnu’ndaki, Antipa’nın Köşkü gibi restore ettirerek, hem kendi adını hem de bu güzel yapının anısını yaşatması gerektiğine inanıyorum.

Benzer yazılarımdan: Dersaadet’te Çan Sesleri



ANTİPA’NIN KÖŞKÜ” üzerine 2 düşünce

  1. Geri izleme: Mühürdar’ a gidesim geldi ! | Evvel Zaman İstanbul'u

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir