KELİMELERLE DOLU SAYFALAR

 

Turuncu renkli saçları olan kadının, Kalamış’ın kirli bardaklı, yosun kokulu çay bahçeleriyle başlayan yolculuğunda, bir piyanonun başına oturup, üzerine, portelerin dizili olduğu kağıtlar yerine, kelimelerin yazılı olduğu kağıtları koyarak, notalar yerine kelimelerle bir senfoni yaratabilmesinin adına ne denmeli?

Bu senfoninin cümlelerini oluşturan kelimeler, bir müziğin temel cümlelerini oluşturan notalar gibi senfoniyi iyice kişiselleştirsin ve diğerlerinden farklı kılsın. Okumaya devam et

ELIA, ELIA’YI ANLATIYOR

“Her yazar bir casustur.” Elia Kazan.

Zülfü Livaneli’nin 100. Baskısını yapan “Elia ile Yolculuk” adını verdiği kitabı, iç kapağında yazılı şu cümlelerle başlıyor:

Ne zaman yola çıkacağımızı soruyor. “İki güne kadar…” diyorum. “Önce Ankara’ya uçacağız sonra da uçak değiştirip Kayseri’ye.”

“Olmaz” diyor başını inatla sallayarak, “kesinlikle olmaz. Arabayla gidelim ki Anadolu’yu görebileyim.”

“Ama çok uzak” diyorum zaten yorgun ve bu seyahat için çok yaşlı olan adama. Üzülüyorum onun için, aynı zamanda da bir şey olacak diye korkuyorum. “Arabayla elbette gidebiliriz” diyor, “Uçağa bin, hop bir yerde in. Böyle olmasını istemiyorum. Anadolu’yu hissedebileceğim bir yolculuk olmalı bu, uzun sürmeli, yavaş yavaş yaklaşmalıyız gideceğimiz yere. Erciyes Dağı’nın başındaki karları uzaktan görmeliyiz.”

“Sanki cennete gider gibi konuşuyorsun”  diyorum. “Kuşkun mu var?” diyor, “Elbette cennete gidiyoruz, Cennetin Doğu’suna.”

Elia ile Yolculuk” öyle ya, Zülfü Livaneli’nin söyleyişiyle hayatına girmiş onca önemli insandan söz ederken, sanki köşe başındaki bakkalı ya da otobüs biletçisini anlatır gibi, onun şöhretini hiç umursamadan sıradan bir insan ile yapılan bir yolculuğun adı sanki. Gerçekte belki biraz da öyle, çünkü bu ne ilk ne de son yolculuk. Okumaya devam et

TÜRKİYE DENİZCİLİK İŞLETMELERİ

Son iki yüz yıllık tarihinde hızlı bir değişimin yaşandığı, Türk denizciliğinin ve deniz ulaşımı hakkındaki bilgilerimizin oldukça kısıtlı olduğu ve yapılan çalışmalar ile kaynakların da ne yazık ki yetersiz bulunduğu, ilgi duyulan alanlarda günümüzün sınırsız bilgi erişimine açık platformlarında dahi içeriğin asılsız ve ciddi olmaktan uzak kaldığı yorumlara fazlasıyla rastlamak kaçınılmaz. Neredeyse yanlış bilinen doğrular haline gelen bilgilerin ise tarihsel süreçte yaşanılan kopukluktan ortaya çıkmış olması ve kendi geçmişimizle olan bağımızın ilgisizlikten ve gerektiği gibi korunamadığından unutulup gitmesi hiçte zor değildir.

Örnek vermek gerekirse, 1 Temmuz günlerinde takvimlerde yer alan Kabotaj Bayramı unutulup gitmiştir.

Elbette elimizde kalan ve üzerinde yaşadığımız medeniyetin geçmişini simgeleyen pek çok tarihi değeri müzelerde sergilemenin veya depolara kaldırdıklarımızdan geri kalanların çoğunu yok etmeyi uygun bulduğumuzdan geçmişle olan bağlarımız her gün biraz daha azalmaktadır. Oysa pek çok şey geçmişte sessizce durmakta ve gereken ilgiye layık olmayı beklemekte.

Unutulmuşluktan doğan boşluğu doldurmaya çalışmak ve eski ile olan bağları yeniden kurabilmenin yollarını aramak, geleceği daha sağlam temeller üzerine kurabilmenin de en emin yolu.

Şimdi bu konuda eldeki bilgileri gözden geçirecek olursak; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çizgide denizciliğin ve deniz ulaşımının gelişmesini özetle üç dönemde değerlendirmek olasıdır.

  1. Yabancı gemilerin taşıma yaptıkları devir,
  2. Yabancı gemiler ve Türk gemilerin birlikte taşıma yaptıkları devir,
  3. Sadece Türk gemilerin taşıma yaptıkları devir.

Okumaya devam et

KONUŞMA AKÇESİ

Levent Erden, bir kavram üretmiş ve adını “konuşma akçesi” koymuş, bizim de, “ne ola ki lan bu konuşma akçesi” diyeceğimizi bildiğinden;

Bir lisan öğrenilirken yeni kelimeleri sürekli cümle içinde kullanmak gerekir. Ne kadar çok cümle kurulursa, kelime o kadar kalıcı hale gelir. Bu, markalar hatta fikirler için de geçerlidir. Bir marka ya da kavram ne kadar çok cümlede kullanılırsa yani ne kadar konuşma akçesi olup harcanırsa o kadar yaygınlaşır ve benimsenir. Tabi internetin yükselişi, kitleselin zayıflaması ve alt ilgi gruplarının ortaya çıkışı işi karıştırdı. Farklı ilgi gruplarına aynı kavram yani aynı akçe ile erişmek zorlaştı. Ortak konuşma akçesi birimi alt ilgi gruplarına ve onların aralarında kullandığı kodlara göre değişiyor. Her alt ilgi grubuna ulaşmak için farklı konuşma akçeleri yaratmak zorunlu hale geldi Okumaya devam et