BEYOĞLU BEYOĞLU

Tarihi yarımadanın karşı kıyısında bir gün baktım yollar kazıldı, bir gün baktım elektrikler kesildi, bir gün baktım sular akmadı.

Sonra bir de baktım ki, köprü ile ayrılan değil de, aralarında yüzyıllar farkı olan iki ayrı kıyının bir tarafı Pera.

Beyoğlu-Beyoğlu

Her bir köşesi, her bir sokağı, her bir binası anılarla, tarihle iç içe. Anlat anlat bitmeyen bir yer. Ne satırlara sığar, ne de kitaplara. Beyoğlu’nu anlayabilmek için köşe bucak, gerektiği gibi gezip görmek gerek. Her bir tarafı anılarla yoğrulmuş bu cadde, Osmanlı’da olduğu gibi, Cumhuriyet Türkiyesi’nin de Batı’ya açılan penceresi.

Beyoğlu-Beyoğlu2

Ama ne yazık ki, İstanbul’un değişik semtlerinde olduğu gibi, Beyoğlu’nda da önemli tarihi yapılar birer birer yıkılmakta, adı yıllardır yaşamakta olan pek çok adreste bulunan mağaza, dükkân, v.s kepenk kapatmakta ya da kapatmaya zorlanmakta.

Markiz Pastanesi

Lebon Pastanesi

Merkiz ve Lebon Pastaneleri

Uzunca bir zaman kamuoyunun gündeminde kalan ve oldukça yoğun protesto gösterileriyle yıkımına karşı konulmaya çalışılan Beyoğlu’nun ünlü “Emek Sineması” da bu hızlı yıkım sürecinden kurtulamayanların arasında.

26 Ekim 2009 tarihinden beri kapalı olan Emek Sineması iş makineleriyle 20 Mayıs 2013 tarihinde tamamen yıkıldı.

İstanbul Film Festivali’ne de tam 28 yıl ev sahipliği yapan Emek Sineması, 2009 yılında restorasyon iddialarıyla kapatıldıktan sonra bir AVM projesinin parçası haline getirilmişti.

Sinemanın yıkımına karşı TMMOB Mimarlar Odası’nın açtığı dava Danıştay’da olmasına karşın Yeşilçam Sokağı polis tarafından yaya trafiğine kapatıldı ve iş makineleriyle 1924’ten kalma bu ünlü bina yerle bir edildi.

Beyoğlu-Beyoğlu1

Oysa Emek Sinemasını korumak sadece sinemacılar açısından “Biz büyük bir salonda film seyredelim” gibi bir şey değil. Burası bir tarihi taşıyan, o tarihin bütün özelliklerini aktaran bir yapı. Hiç Barcelona’daki, Paris’teki yapılar yıkılabilir mi? Bu yapıların her biri kültürel zenginliktir, bir değerdir.

Elbette, Emek Sineması Beyoğlu’nda yıkılan ve yerine AVM inşa edilen ilk yapı olmadığı gibi son yapıda olmayacaktır.

Son günlerde, muhtelif gazetelerde bu konuda yaşananlar ve kapanan çok sayıda iş yerinin adları verilmekte, yerlerine tatlıcılar, nargileciler, kerameti kendinden menkul zırtapoz eğlence mekânlarının pıtrak gibi bittiğinden bahisle aidiyet duygusu taşıyan müşterinin de kalmadığı yazılıyor.

Zaten binaların çoğu dökülmekte, yıllardır bakımsızlıktan çürümekte. E, o zaman bunlarla uğraşacağımıza tarihi belleğin temel taşlarına kazma kürek yetmez, iş makineleriyle dalalım diyerek teker teker yıkıp yerlerine yeni binalar dikelim, sokaklardan insanları uzaklaştıralım, trafiği yer altına sokalım, oraya da bir AVM, buraya da bir AVM yapalım söylemlerini sıkça işitir hale geldik.

Bu gidişle de yakında hiç birisi kalmayacak gibi görünmekte. Nedense bu bana diğerlerinden hiç de farklı gibi gelmiyor. Malum, tarihi yarımadanın karşı kıyısı gayrimüslim Pera.

 

Meraklısına Not: Turgay Tuna’ya ait “Taksim’den Tünel’e Adım Adım Beyoğlu” isimli kitap, görüp de hakkında hiç bir şey bilmediğimiz pek çok yapıyı bizlere anlatmakta.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir