BİR “CADDE” ROMANI

Cadde Çocuğu” 80’li yılların Bağdat Caddesi romanı, gerçek olamayacak kadar fantezi, fantezi olamayacak kadar da gerçek bir romanın adı.

Cadde Çocuğu”, sahaya ikinci yarıda çıkmadan önce Kalamış, Fenerbahçe ve Cadde aleminde dinozorlar yaşam sürmekteydi.

Citroen DS ilk üretildiğinde o kadar yankı uyandırmış ki, lansmanın ilk gününde 12 bin sipariş almıştı.

Araç, sadece giderken değil durduğu yerde bile direksiyonu toplardı. Yani araç çalışır ama durur vaziyette direksiyonu döndürünce, bıraktığınızda kendi kendine toplardı. Düşük hızlarda yumuşak karaktere sahipken yüksek hızlarda olması gerektiği gibi direksiyon sertleşirdi.

Üç kademeli süspansiyon yükseklik ayarı bulunuyordu. Orta konum, normal sürüş konumu. Alçak konum yükleme kolaylığı sağlıyor ve de polisin arabayı çekip götürmesini engelliyor. Yüksek konum ise lastik değiştirmek için kullanılıyordu.

Fenerbahçede kaldırım kenarında park eden Citroen DS’nin içindekiler ellerindeki biraları yudumlarken, yanlarından kırıtarak geçen sarışını görünce, süspansiyon ayarı ile aracın burnunu havaya kaldırırlar, arabanın götü neredeyse asfalta yapışık, ön taraf havada dururken, camdan dışarı uzanan kafalar sarışını dikkatle takip ederken aynı hareket bir kaç kez daha tekrar edilir, araba yerinde duramayan bir kısrak gibi olduğu yerde zıplardı. Eğer aracın yanına yaklaşan yumuşakçalardan biriyse bu sefer aracın arka tarafı havaya dikilir, ön taraf asfalta yapıştırılır, yok eğer yaşı geçkince bir ablaysa arabanın süspansiyonu devre dışı bırakılır ve araba yere bir foss sesiyle yatardı.

Henüz Tipitip Ramazan piyasaya çıkmamıştı ama ellerinde Erica daktilolarıyla Komünist Manifesto’yu mumlu kağıda teksir makinelerinde çoğaltmak üzere Belvü’nün dibindeki masalarda, etrafta patinaj çeken Camaro SS, Dodge Charger ya da Mustang Boss’lara rağmen yazmaya çalışan dinozorlar vardı.

Ülke tarihindeki askeri darbelerin pek çoğundan biri olan 12 Eylül sonrasında başlayan roman, geriye gidildiğinde onar yıllık zaman dilimlerinde politize olan ve tüm yaşamlarını siyasi ve sosyal mücadelelerin içerisinde geçirmiş bulunan dinozor kuşağın bakış açısıyla, yerden yere vurulacak bir roman. Kokuşmuşluğun ve çürümüşlüğün en tepe noktasında.

Kadıköy’ün Cadde denilen gözde semtleri Bostancıdan başlayarak Şaşkınbakkal, Suadiye, Caddebostan, Göztepe ile devam eden ve sınırları sahil kesiminden, tren yoluna kadar uzanan dar bir alan içerisinde yaşamını sürdüren iyi aile çocukları. Lise günlerinden başlayan arkadaşlıklar, aynı mahallede hatta aynı sokakta oturmanın yakınlığı ile tüm aile efradını tanımaya kadar uzanan samimiyet ve kader ortaklığı.

İyi günde ve kötü günde birlikte olmak. Arabaların benzin depolarından hortumla benzin araklayıp, babaların arabalarının anahtarlarını ya izin alarak ya da bir şekilde ele geçirerek caddede turlamak. Ve devamında sigaradan, eroine varan bir sürecin değişik versiyonu olan, arabalardan benzin araklamakla başlayıp, içerisindeki teypleri çalmayı, teyplerden tüm müzik sistemini, derken arabayı olduğu gibi kaldırmaya varan gündüz insan, gece hırt bir yaşam biçemi.

Sadece adrenalin tutkusu mu? Bisiklet sporu ile artan bir tempoda Şile’ye antreman turları ve arabalarla kapışmalar. Dönüşte, caddede Divan’nın önüne gelmeden kafadan akşamki patlatma programı. En uygun semt, en uygun araba. İple çekilen akşamlar…

Kabataş Erkek Lisesinden bir yatay geçişle caddenin en forslusu olan Fenerbahçe Lisesi’ne transfer olduktan sonra üniversite sınavlarından bir sonuç çıkmayınca, part-time olarak normal insan yaşamında olması gerektiği şekilde dünyanın en büyük bilgisayar şirketinde işe başlayıp, sonunda kazandığı ve daha ileride kazanacağı paranın patlatmacılıktan kazandığının yanında solda sıfır kalacağını hesaplayarak, çalışmanın ve üniversite bitirmenin anlamının iyice yitirilmesiyle, koyu renk kıyafetlere bürünülerek çoktan hazırlanılan gece hayatı.

Şık ve marka giyim, arabalar, müzik setleri, caddede turlamalar ve başta Kristal olmak üzere önemli adreslerin yaşamın bir parçası haline gelmesi ile yemece, içmece ve bol geyikli muhabbetler. Caddenin altını üstüne getiren araba showları. Ve olmazsa olmazı müzik, başta jazz ile peşinden en iyilerin sıralandığı albümler ve zamanın vazgeçilmezi kasetler, kasetlere çekilen albümler ve caddenin tanınmış müzik evleri, müzik evlerinin tutkunları.

Cadde ve teyp piyasasının kontrolu devam ederken patlatmalar sinsice sürüyor ve elde edilen kazanç çoğunlukla altına tahvil ediliyor, pozisyonda herhangi bir tehlike ve terslik görülmüyordu.

Kızlarla tanışma faslı, Lidya’lı günler, derken ailelerin duruma uyanmaları. Lidya’nın karanlık yüzünü görerek şaşırmak ve onu çözebilmeye çalışmak. Kozyatağında bir ev, dersimiz astroloji. Konu horoskop çizimi, v.s, v.s…

Öksürük şurubu içmenin faydaları, Lidya’nın içine düştüğü bet durumun ilişkileri bir yaratık gibi kemirmeye devam etmesi.

80’li yılların sonuna yaklaşırken, Lidya’nın intiharı, değişen zaman ve doldurulan sahil, caddenin tek yönlü trafiğe açılması, yok edilen Kalamış’tan Bostancı’ya uzanan kıyılar ve sonunda başka birilerine kaptırılan Cadde.

Kadıköy’ün, İstanbul’un, hatta ülkenin en gözde caddesi olan Bağdat Caddesi ile yakın komşuları olan, Kalamış, Fenerbahçe, Moda ve civarında, en azından yaşamlarının bir bölümünü, 60’lı yıllardan başlayarak devam eden dönemlerde yaşamamış olanlar, Batuhan Kıran’ın romanını anlamakta zorlanacaklar ancak bir “Otomatik Portakal” ya da “Fındık Sekiz” tadıyla, gerilimin fazlasıyla arttığı, yaşamın iyice zorlaştığı zamanlarda “Cadde Çocuğu” olabilmenin, kokuşmuşluğun ve çürümüşlüğün de ilacı olacağını düşüneceklerdir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir