BİRDEN BİRE OLDUM DELİ DİVANE

Sen neymişsin be abi!

Ülkemizin en baba sanatçısı olup da, bizim bir türlü tanıma fırsatı bulamadığımız ama son günlerde bütün medyada bir aşağı, bir yukarı haberleri yer alan, Mercan Dede furyasının ardından araştırıp, soruşturup öğrenme fırsatı buldum. Mercan Dede’yi biraz daha yakından tanımak üzere hakkında yazılanları okuyalım şimdi;

Sufi Müziğini Modernize eden “Mercan Dede”

Breh, breh, breh! Hem Sufi Müziği, hem de modernize edilmiş hali varmış. Vay be biz nerelerde kalmışız da haberimiz yokmuş.

Dünyaca (!) ünlü Türk neyzen, besteci, yapımcı [ne yapmış acaba çok merak ettim doğrusu]  ve DJ [Bu çok önemli herkes DJ olamaz] Sufi müziğini [ney üflemek galiba sufi müziği oluyor.]  etnik enstrüman ve sanatçılarla zenginleştirip, elektronik müzikle harmanlamıştır. Susheela Raman, Dhafer Youssef, Sheema Mukherjee, Azam Ali, Ceza ve Hugh Marsh gibi isimlerle çalışmış sanatçımız Mercan Dede ile hem sohbet ettik hem fotoğraflarını çektik.

Peki kimdir Mercan Dede?

1966 yılında Bursa doğumluyum.  Ailem halen Bursa’da yaşıyor. Ney, bendir, panflüt, davul ve vokal sanatçısı olma yolunda müzik eğitimimi geleneksel yollardan, [alaylı olarak]  tasavvuf [tasavvufi olmalıydı] müzik ustalarından aldım. Usta Nezih Uzel ve ney sanatçısı Ömer Erdoğdular başlıcaları.

Ayrıca  ebru sanatını [Ebru bir sanat mıdır yoksa zanaat mı?] öğrendiğim büyük ney üstadı Niyazi Sayın’dan da fazlasıyla etkilendim.

Ebru sanatını eğitmen olarak Concordia Üniversitesi’nin Studio Arts programında devam ettim ve sonrasında 1997 yılında Kanada‘ya yerleştim. Kanada’da güzel sanatlar üzerine lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladım. Aynı üniversitede başladığım öğretim üyeliğine, müzik çalışmalarının ağırlık kazanması sebebiyle kısa bir süre önce ara verdim. Kadana [Kanada olması gerek herhalde] İstanbul arasında bir yaşam sürüyorum diyebilirim. O yıldan bu yana değişik  Sufi gruplar [Böyle gruplarda varmış] ile Avrupa, Kanada, ABD ve Türkiye‘de müzik çalışmalarıma devam ediyorum, The University of Saskatchewan‘da Profesör David Kaplan ile dünya müziği üzerine çalıştım. Candan Erçetin‘in Fransızca söylediği şarkısı olan  Parole, Milord ve Şehir (şarkı) (yalnızca Arapça ilahisini) şarkılarını, Ceza‘nın Şeytan ve Âb- ı Nafi şarkılarını besteledim. Çalışmalarım MEB’in 7.sınıf müzik dersi müfredatında yer aldı.

Mercan Dede

Che Guavera’nın fotoğrafı neyi ifade ediyor acaba? Doğu ile Batıyı birleştirmek desen olmuyor, Mevlana ile Revolution desek hiç olmuyor. Herhalde en güzeli Theatre oluyor! Birazda Picasso mu acaba?

Mercan Dede [nam-i diğer DJ Arkın Allen], doğuya özgü Sufi müziğinin ilahi geleneğini çağdaş müziğin tınılarıyla incelikli bir şekilde harmanlayarak eski ile yeniyi, Doğu ile Batı’yi birleştiriyor.

Şu doğu ile batı konusunda söylenenler üzerinde biraz durmak gerekiyor.
Nedense ülkemizde, müzikle uğraşanların eline aldığı enstrümanından çıkaracağı sesler eğer doğuya yakın olursa, hemen yukarıdaki gibi ucuz ve basit bir ifadeyle Doğu ile Batıyı birleştirmesinden bahsedilir. Nasıl bir ifadedir bu Doğu ile Batıyı birleştirmek. O kadar kolay mıdır?
Ney üfleyip Kanada’da yaşıyorsan Doğu ile Batıyı birleştiriyorsun. Kanada’da yaşayan ev kadınlarına Ebru nasıl yapılır dersi veriyorsan Doğu ile Batıyı birleştiriyorsun. Amerika’da veya Avrupa ülkelerinde bazı müzik gruplarında doğuya özgü birtakım enstrümanlar çalıyorsan Doğu ile Batıyı birleştirmektesin.
Bu kadar ucuz mudur bu Doğu ile Batıyı birleştirme işi. Birilerine göre öyledir iki ney üflemekle Doğu ile Batı hemen birleşmektedir.
Darbukada iki ritim, udunda iki taksim attırdın mı Doğu ile Batıyı birleşiveriyor. Ne güzel değil mi?

Sufi inancina yürekten bağliliğiyla taninan Dede, Sufi makamlarin yorumuna ve özgün bestelerin tinilarina ve doğa ile verenin ritmlerine getirdiği ilahi boyutu isimsiz müziğinde yansitiyor.

Arkin Allen üniversite yillarinda imkansizliklardan dolayi , [Vah vah vah! ney dediğin enstrüman bir kamış olup, herhalde dünya üzerinde parayla satın alınabilen en ucuz enstrümandır, bırakın bu mağdur edebiyatını herhalde plastik su borusunu mahalle nalburundan kamıştan yapılma bir neyden çok daha pahalıya almıştır] plastik su borusundan kendi yaptigi neyi ile basladi muzik seruvenine. Ardindan Kubbealti Cemiyeti’nde neyzen Ömer Erdoğdu’larin öğrencisi oldu. Ayni dönemde tasavvuf müziği ve kültürünün bu dönemdeki önemli aydinlarindan olan ve ayni zamanda bendir enstrümaninin yaşayan en büyük ustasi kabul edilen Nezih Uzel’den de bendir ve Türk ritmleri eğitimi aldi. Ebru sanatini [Ebru asla bir sanat değildir ve sanat olabilme vasfı yoktur] öğrendiği büyük ney üstadi Niyazi Sayin’dan fazlasiyla etkilendi. 1988 yilinda göç ettiği Kanada’da güzel sanatlar üzerine lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamlayan Mercan Dede ayni üniversitede başladiği öğretim üyeliğine, müzik çalişmalarinin ağirlik kazanmasi sebebiyle ara verdi. Ilerleyen yillarda “dj’lik ve elektronik muzik” “dans ve meditasyon uzerine degisik universtilerde konferans ve workshoplar gerceklestirdi.

1990′dan bu yana değişik Sufi gruplar ile Avrupa, Kanada, ABD ve Türkiye’de müzik çalişmalarina devam eden sanatçinin “Mercan Dede Ensemble” grubu 1997 yilinda kuruldu. Mercan Dede’nin ilk albümü “Sufi Dreams” bağimsiz bir plak şirketi olan Golden Horn şirketi tarafindan çok az sayida basilip dağitildi.  Buna rağmen gerek Kuzey Amerika gerekse Avrupa’da çok olumlu eleştiriler aldi. Alman televizyonu Saarlandischer Rundfunk Sufi kültürü üzerine hazirladiği belgeselde Mercan Dede’ye yer verdi. Belgeselin müziği ise yine Mercan Dede tarafindan gerçekleştirildi. Sanatçinin 2. albümü “Journey’s of a Dervish” 1999 yilinda Goldenhorn Plak şirketi’nden çikti. Reji ve koreografisini Beyhan Murphy’nin gerçekleştirdiği ve Modern Dans Topluluğu tarafindan sergilenen ‘Seyahatname 2001′ adli gösteri için bestelenen müziklerden oluşan Seyahatname albümü Doublemoon etiketiyle yayinlandi. Yine ayni yil dünyanin en prestijli caz festivallerinden Uluslararasi Montreal Jazz Festivali’nin “Doğu ile Bati Buluşuyor” başlikli konserinde, Burhan Öçal ve Jamaaladeen Tacuma ile Mercan Dede Trio olarak 170.000 [Başka kaynaklarda ifade edilen rakamlar sürekli olarak değişmektedir] kişinin önünde sahneye çikti. Yeni projesi Secret Tribe ile Banlieues Bleues Festival, Rasa Cultur Center, Bimhuis gibi Avrupa’nin önemli caz ve dünya müziği kulüpleri ve festivallerini içeren Türkiye/Avrupa turnesini gerçekleştirdi. Olumlu eleştiriler üzerine Secret Tribe ile 2002 yilinda 2. albümleri ‘Nar’ Doublemoon tarafindan yayinlandi. Secret Tribe ile katildiği dünya müziğinin en önemli iki festivali Womex ve Transmusicale de Rennes’deki büyük ilgiden sonra 2003 yazinda 30 konserlik Avrupa turunda dünyanin sayili festivallerinden Montreux Jazz Festivali (İsviçre), JazzaVienne (Fransa), Etnosur (İspanya), World Roots Festival (Hollanda), Popdeurope (Almanya)’da sahne aldi. Avrupa turnesinin başarisi Womex 2003′te BBC Radio 3 Awards’da “Orta-Doğu ve Kuzey Afrika”ile “Club Global” olmak üzere iki dalda ödüle aday gösterilmesini sağladi. Mercan Dede 2003′te 2 dalda ödüle aday olan tek sanatçi oldu. Ayni sekilde sanatcinin daha sonraki yillarda yayinladigi Su ve Nefes albumleri BBC world music chartta birinci siraya yukselerek, Mercan Dede’ ye BBC world music katagorisinde albumleri birinci siraya yukselen ilk turk sanatci unvanini kazandirdi . Sanatci 2006 ve 2007 yillarinda yine world music alaninda BBC tarafindan yilin sanatciligina aday gosterildi.

Müzisyenliği süresince Kani Karaca, İhsan Özgen, Misirli Ahmet, Ilhan Ersahin, Peter Murphy, Natacha Atlas, Azam Ali Musafir, İlhan Erşahin, Jamaledeen Tacuma, Hugh Marsh, Omar Sosa, Mich Gerber, Fazil Say, Susheela Raman, Trans Global Underground, Dhafer Youssef, Coldcut, Dhol Foundation, Emma Shaplin, Ludavico Eunadi, Trilok Gurtu gibi klasik, dünya ve alternatif müziğinin dev isimleri ile ayni sahnede yer alan Mercan Dede ayni zamanda yapimci olarak da birçok çalişmaya katildi. Peter Murphy’nin son albümü DUST da ortak yapimciliği üstlenen sanatçi Michael Brooks, Groove A La Turca’nin yaraticisi ve electrik bas gitarin ustasi Jamaledden Tacuma gibi sanatcilarla calisti, arka arkaya 6 yil Kanada’nin en iyi emprovizasyon sanatçisi ödülünü alan Hugh March ile ortak albümler hazirladi.
Ocak 2004′de genç yeteneklerden oluşan bir grup kuran Mercan Dede New York’ta düzenlenen ve 5 kitadan 16 farkli müzisyen ve grubun katildiği ‘GlobalFEST’ adli festivale konuk oldu. Dede, ayrica, Kültür Bakanliği tarafindan başlatilan ve Türkiye’ye kültürel alanda dünyada temsil edecek olan ‘Güldestan Projesi’nin de müzik direktörlüğüne getirildi.
Temmuz ayinda ABD’de piyasaya çikan double albümü ‘Sufi Traveler’in tanitimi için gerçekleştirdiği ABD turnesinde izleyicilerin ve eleştirmenlerin büyük ilgisiyle karşilaşti. Global Rhythm Magazine Eylül sayisinda Mercan Dede’yi kapak yapti ve 4 sayfa röportajina yer verdi. Sanatcinin new york konseri son yillarin en etkileyici world music konserlerinden biri olarak yorumlandi ve buyuk begeni ile karsilandi.Troya Medya, Mercan Dede’nin müzikal yolculuğunu filme aldi ve belgesel CNN Türk’de Mercan Dede ile yoculuk adiyla CNN de yayinlandi.

2005, 2006 ve 2007 yillarinda toplam 1,5 million km’ yi asan cok yogun bir konser turnesi, Su ne Nefes albumleri, film muzikleri Mercan Dede yi world muzigin dunya capinda taninan en onemli sanatcilarindan biri konumuma getirdi. Dokuz ayri isim altinda yuzden fazla single’i bulunan Mercan Dede nin;Mercan Dede, Arkin Allen, Blueman, Pound Maker disindaki isimleri kendi menejerlik sirketi tarafindan dahi bilinmemekte, sanatci isimsizligin ozgurlugu ile bu eserleri sadece yaratip dinleyenlere hediye etmekten baska amaci olmadigi ilkesine halen sadik kalmaktadir.

2007 nin sonunda cikarttigi 800 albumunu, Mevlana’nin 800.uncu yilinin Unesco tarafindan dunyada mevlana yili ilan edilmesi sebebi ile, gonulden gelen bir hediye olarak Mevlana’ya ithaf eden Mercan Dede, bagli bulundugu plak sirketi Doublemoon, menejerlik sirketi Pozitif’ten ayrilarak, yoluna tek basina yurumek uzere Montreal deki evine cekildi. [Belki de hayatında yaptığı en olumlu iş Pozitif’ten ayrılmaktı] Nadasa cekildigi su donemde; ileriye donuk sadece muzik degil ayni zamanda guzel sanatlarin diger alanlarini da kapsayan genis bir boyutunda yeni projeler, fikirler ve muhabbetler uretmektedir. Muzik disinda esas egitimi olan resim, baski multimedia alaninda eserler uretmeye yeniden baslayan Mercan Dede’nin, ayrica uzun yillardir uzerinde calistigi ve tamamlanma asamasinda oldugu kulaktan kulaga dolasan bir kitabi bulundugu soylenmektedir.

Muzik hayatina kendi yaptigi plastik su borusu ile baslayan Mercan Dede, yarattigi eserleri, cok farkli kitleleri bir araya getirme basarisini gosteren birbirinden ozgun konserleri, misafir sanatcilar ile dunya capinda yaptigi projeleri, dj Arkin Allen kimligi ile yakaladigi sahsina has djlik tarzi ve hepsinden otesi bir muzisyen degil ,muzigi kucuk bir cocugun samimi sevgisi ile varedip paylasmaktan baska bir amaci olmayan havai ruhlu bir yolcu kimligi ile suphesiz jenerasyonunun en farkli ve etkileyici sanatcilarindan biridir.

Bütün bu ifadeler iyi bir edebiyat olmaktan öteye geçmeyen seçme saçmalar bütünüdür. Gerçek sanat ve sanatçıların yaptıkları ortada olup asla bu gibi ifadelerle anlatılmalarına gerek yoktur ve bütün dünya onları sanatlarıyla tanımaktadırlar. Ne doğu ile batıyı birleştirmek ne de müziği küçük bir çocuğun samimi sevgisi ile var edip paylaşmak gibi dertleri vardır.

Onların isimlerinin yanında diğerine saygınlık kazandırmak amacıyla başkalarını sıralamak, onlara karşı yapılacak en büyük saygısızlıktır çünkü onların her birisinin kendi saygınlıkları vardır.

Örnek:“Müzisyenliği süresince Kani Karaca, İhsan Özgen, Misirli Ahmet, Ilhan Ersahin, Peter Murphy, Natacha Atlas, Azam Ali Musafir, İlhan Erşahin, Jamaledeen Tacuma, Hugh Marsh, Omar Sosa, Mich Gerber, Fazil Say, Susheela Raman, Trans Global Underground, Dhafer Youssef, Coldcut, Dhol Foundation, Emma Shaplin, Ludavico Eunadi, Trilok Gurtu gibi klasik, dünya ve alternatif müziğinin dev isimleri ile ayni sahnede yer alan Mercan Dede ayni zamanda yapimci olarak da birçok çalişmaya katildi. Peter Murphy’nin son albümü DUST da ortak yapimciliği üstlenen sanatçi Michael Brooks, Groove A La Turca’nin yaraticisi ve electrik bas gitarin ustasi Jamaledden Tacuma gibi sanatcilarla calisti, arka arkaya 6 yil Kanada’nin en iyi emprovizasyon sanatçisi ödülünü alan Hugh March ile ortak albümler hazirladi.”

Eğer Mercan Dede, kendi saygınlığını kazanmak istiyorsa yaptığı müziğiyle ve güzel sanatların görsel alanlarındaki çalışmalarıyla kendisini tanıtması gerekir yoksa başkalarının söylediği gibi ucuz ve basit ifadesiyle Doğu ile Batıyı birleştirme çabalarının sonucunda ortaya şöyle bir tuhaflık çıkmakta.

Londra’da bir çiçekçi dükkânında beklerken çalan melodi dikkatimi çekti ve çiçekçiye çalan melodi kime ait diye sordum?

Cevap çok güzeldi “Mirken Didi !”

Eğer Doğu ile Batıyı birleştirmek bu kadar kolay oluyorsa ortaya çıkan da işte böyle bir acuze olmakta.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir