BODRUM BODRUM

70'li yılların Bodrum'u

70’li yılların Bodrum’u

Bodrum’un yavaş yavaş yok edilişinin canlı öykülerini “Bodrum Bodrum” kitabının yazarı Nedim Göknil’den okuyoruz. Aslında kitabın tam adı “Nasıl Anlatsam Nerden Başlasam Bodrum Bodrum.”

Bildiğiniz gibi dizeleri Mazhar Alanson’a ve müziği Mazhar, Fuat, Özkan’a (MFÖ) ait olan, hepimizin hatıralarının bir yerlerinde hiçbir zaman silinmeyecek kadar yer eden bu ünlü şarkıyı yerinde ve zamanında dinleyebilme ayrıcalığına erişmiş bulunduğumuzu da söyleyelim.

Sn.Göknil sadece Bodum’un katlini değil, dünyada başka hiçbir şehirde olmayan güzelliklere sahip olan koca bir İmparatorluğun başkenti İstanbul’un nasıl talan edilip, nasıl yok edildiğini de kendi bakış açısıyla anlatıyor bizlere.

Halikarnas'ın British Muesum'daki tarihçesi.

Halikarnas’ın British Museum’daki tarihçesi.

Ünlü Halikarnas Mauseloum ama bizim bilmediğimiz.

Ünlü Halikarnas Mausoleum ama bizim bilmediğimiz.

BEBEK’E MEKTUP

Selam buradan sevgilim. Gel, seni sana, ben anlatayım.

Arnavutköy akıntı burnundan başlayıp, Aşiyan Feneri’nde biten bir serüvendi Bebek.

Hudutları belli olan bir köydü Bebek.

Yedekçiler ( Akıntıya karşı kayığı iple çeken kimseler) sandallarla beraber yürürken, aynı noktadan kırmızı tramvay arkasındaki iki yeşil vagonuyla nazlı nazlı Bebek’e doğru ilerlerdi. Fevziati’ nin (Boğaziçi Lisesinin eski adı) önünden geçer, sağında Bebek bahçesi, solunda evler, ortadaki göbeğe gelir daireyi çizip durağa ulaşırdı.

Dört-beş tane taksisi vardı Bebek’in, Acem Ali’nin dükkanının karşısıda, Bebek Bahçesi’nin yanında beklerdi nazik şoförleri, Boncuk Necdet, Selahattin, Sabahattin…

Basmacı Yako vardı, sırtında kumaşlar ev ev dolaşırdı. Balıkçı Mihal vardı. Tabi Lütfü. Kolejlilerden öğrendiği tek kelimeyle, “Bir okka fish, bomboktur iş.”   derdi.

İstanbul’un en güzel ve en iddiasız camii, en şirin kilisesi bizimdi. Ezan cırtlak hoparlörden değil, elektrikçi Saim’in güzel sesiyle okunur, kiliseden gelen çan sesleriyle kaynaşırdı.

Bebek’te Paskalya heyecanı yaşanırdı, Ermenilerimiz vardı, Yahudilerimiz vardı, Beyaz Ruslarımız vardı, Robert Kolej’in İngiliz, Amerikalı hocaları ile aileleri vardı.

Fırsatı gelmişken tarihi bir yanılgıyı da  düzelteyim. İstanbul’un fethi 1453 değildir.

Şehir 1950’lerde kuşatılmaya başlamış ve 1955    6-7 Eylül’de fethedilmiştir. Beş yüz senelik bir yanılgı.

Yok artık Yako’lar  Mihal’ler, Madam Çamuryan’lar İspirtocu Evdoksiya’lar.

Yok artık fotoğrafçı Kemal ve Şatsi, Mösyö Hektor, Alexander Nadolsky, İskele memuru İzzet Bey, Balıkçı Çakır… Yok artık güzel insanlar.

Yok artık Arnavutköy Çiçek Sineması, Rum Okulu, Özsüt, Buzikidis Apartmanı, Nazmi’nin yeri, Dalyan, Galatasaray Kulübü, Selah Sun domuz çiftliği…

İkinci fetih dalgası 2000’li yıllarda başladı… Bir zamanların Osmanlı çileği tarlaları olan bugünkü Etiler’den aşağı hücum eden elleri sopalı, baltalı, kazmalı, ağızlarından nefret salyaları akarak Bebek’e saldırıp her tarafı yıkıp yakan, tahrip eden insanların çocukları büyüdüler ve tekrar Bebek’e saldırmaya başladılar. Ama bu sefer silahları balta ve kazma değildi.

Ferrari, Maserati, Porsche arabalarıyla geldiler, kadınları Prada çantalarıyla, erkekleri kirli sakallı Armani eşofmanlarıyla geldiler… Beraberlerinde hamamböceklerinide getirdiler; paparazziler… Fotoğraf makineleri, kameraları ile Bebek’in köşe başlarını istila ettiler. Ve bugünlere geldik…

Bu sana uzaklardan, Bodrum’dan bir çığlık… Seni benden aldılar… Ama fethedemeyecekleri o kadar çok var ki…

Anılar, tanımadıkları, tanımayacakları ve hiçbir zaman onlar gibi olamayacakları güzel insanlar, civayla zokaların parlatılıp lüks lambasıyla yaptığımız lüfer avları, erkek kız yüzdüğümüz o pırıl pırıl koy, arnavutkaldırımlarını yemyeşil, asude köy, benim köyüm…

Akıntı burnundan başlayıp Aşiyan’da biten bir serüvendin sen…

Özlüyorum seni…

Teşekkürler Nedim Göknil, eline kalemine sağlık, bu kadar güzel anlatılabilirdi bir yok oluşun öyküsü bu öyküyünün aynısını Boğaz’ın karşı kıyısında Kalamış’ta yok ediliş öyküsünün daha beterini yaşamışlardan birisi olarak duygularını çok ama çok iyi anlıyorum.

Kitaba adını veren ünlü, ünlü olduğu kadar da duygu yüklü olan bu şarkının sahipleri olan Kızıltoprak ve Kalamış’ta yaşamlarının bir kısmı geçmiş bulunan Mazhar, Fuat ve Özkan’a  tüm yazdıkları şarkıların unutulmaz  notaları ve sözleri ile anılardan hiçbir zaman silinmeyecek olan Bodrum Bodrum şarkısının  sözleriyle yazımıza son verelim.

Nasıl anlatsam, nerden başlasam,

Bodrum Bodrum,
Bodrum Bodrum,

Duygu, biraz duygu, bütün isteğim buydu,
Biraz deniz, biraz uyku,
Bütün isteğim buydu,

Bodrum Bodrum
Bodrum Bodrum,

Nasıl anlatsam, nerden başlasam,
Kaç kişiydik o zaman bak, kaç kişi kaldı şimdi

Bodrum Bodrum,

Bir zamanlar aşık olmuştum ama şimdi ismi neydi unuttum,

Bodrum Bodrum,
Bodrum Bodrum,

Duygu, biraz duygu, bütün isteğim buydu,
Biraz deniz, biraz uyku,
Bütün isteğim buydu,

Bodrum Bodrum,
Bodrum Bodrum,

Bir zamanlar aşık olmuştum ama şimdi ismi neydi unuttum,

Bodrum Bodrum,
Bodrum Bodrum,

Nasıl anlatsam nerden başlasam,
Kaç kişiydik o zaman bak, kaç kişi kaldı şimdi

Bodrum Bodrum,
Bodrum Bodrum.

BODRUM BODRUM” üzerine 2 düşünce

  1. Sayın İlgili;Arnavutköy Çiçek sineması artık yok diyorsunuz.O sinema Dayı’nın sineması olarak bilinir,sinemayı Dayı’nın karısı Rabia Nemli Hanım işletirdi.Andon adında makinisti vardı.Sinema sahibi Dayı Bey sinemanın 1.katındaki odasında,eşi ve kızı sinemanın en üst katındaki dairesinde kalırlardı.Çok güzel filmler oynatılır,halk ailece çoluk çocuk gelir yaz kış film seyrederlerdi.Şimdi Ziraat Bankası olmuş.Tarihi bina restore edilmiş,çok güzel olmuş.Bu sinemanın sahibi Dayı Bey öldükten sonra sinema kapatılmış,Dayı Bey’in eşi Rabia Nemli Hanım üç tekerlekli seyyar satıcı arabaları yaptırıp satıcılara kiralayarak hayatını idame ettirdiğini öğrenmiştim.Ondan sonraki safhayı merak ediyorum.Bilginiz varsa paylaşabilir misiniz?25.12.2012

  2. Sayın Ahmet Öz Bey,
    Vermiş olduğunuz bilgilerden belli ki bölgeyi iyi tanıyorsunuz. Ancak ben sinemanın ve çevrenin sonraki durumu hakkında fazla bir bilgiye sahip değilim. Değerli katkılarınız için teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18 + = 26