TÜRKİYE DENİZCİLİK İŞLETMELERİ

Son iki yüz yıllık tarihinde hızlı bir değişimin yaşandığı, Türk denizciliğinin ve deniz ulaşımı hakkındaki bilgilerimizin oldukça kısıtlı olduğu ve yapılan çalışmalar ile kaynakların da ne yazık ki yetersiz bulunduğu, ilgi duyulan alanlarda günümüzün sınırsız bilgi erişimine açık platformlarında dahi içeriğin asılsız ve ciddi olmaktan uzak kaldığı yorumlara fazlasıyla rastlamak kaçınılmaz. Neredeyse yanlış bilinen doğrular haline gelen bilgilerin ise tarihsel süreçte yaşanılan kopukluktan ortaya çıkmış olması ve kendi geçmişimizle olan bağımızın ilgisizlikten ve gerektiği gibi korunamadığından unutulup gitmesi hiçte zor değildir.

Örnek vermek gerekirse, 1 Temmuz günlerinde takvimlerde yer alan Kabotaj Bayramı unutulup gitmiştir.

Elbette elimizde kalan ve üzerinde yaşadığımız medeniyetin geçmişini simgeleyen pek çok tarihi değeri müzelerde sergilemenin veya depolara kaldırdıklarımızdan geri kalanların çoğunu yok etmeyi uygun bulduğumuzdan geçmişle olan bağlarımız her gün biraz daha azalmaktadır. Oysa pek çok şey geçmişte sessizce durmakta ve gereken ilgiye layık olmayı beklemekte.

Unutulmuşluktan doğan boşluğu doldurmaya çalışmak ve eski ile olan bağları yeniden kurabilmenin yollarını aramak, geleceği daha sağlam temeller üzerine kurabilmenin de en emin yolu.

Şimdi bu konuda eldeki bilgileri gözden geçirecek olursak; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çizgide denizciliğin ve deniz ulaşımının gelişmesini özetle üç dönemde değerlendirmek olasıdır.

  1. Yabancı gemilerin taşıma yaptıkları devir,
  2. Yabancı gemiler ve Türk gemilerin birlikte taşıma yaptıkları devir,
  3. Sadece Türk gemilerin taşıma yaptıkları devir.

Okumaya devam et

PALAZZO CORPI

Bu defa, İstanbul’un Beyoğlu semti Tepebaşı Meşrutiyet Caddesi üzerinde meşhur Pera Palace oteline komşu, gözlerden uzak fakat dikkatli bakışlardan kaçmayan, yaklaşık yüzelli yaşında, ABD’nin “National Monument” yani anıt binaları arasında yer alan bir yapıdan söz edeceğiz.

Corpi Sarayı veya Corpi Palas, 1873 yılında İstanbul Katolik cemaatinden Cenovalı armatör İgnazio Corpi tarafından, İtalyan mimar Giacomo Leoni’ye yaptırılmış. Ancak, İtalyan mimar Giacomo Leoni adını “Hazreti Google” a sorarsanız; Giacomo Leoni (1686 – 8 Haziran 1746) olarak da bilinen James Leoni, Venedik doğumlu İtalyan mimar olarak bir cevap alırsınız. Bu durumda binanın mimarının Giacomo Leoni olduğuna dair bir şüphe uyanacaktır içinizde. Binanın mimarı hakkında bir başka bilgide şöyle; Sarayın inşası için İtalya’dan Mimar Giacomo Leoni İstanbul’a davet edildi. Leoni, daha önce Palermo’daki Massimo Tiyatrosu’nun ve Roma Adalet Sarayı’nın inşası projelerinde rol oynayarak adından söz ettirmişti. Bir rivayete göre de Leoni İstanbul’a geldiğinde Levanten Mimar Georgio Stampa ile işbirliği yapmış ve Corpi Sarayı’nın inşasını bu iki mimar beraber üstlenmişlerdi. Yine kutsal kaynak “Hazreti Google” a soracak olursak; George Dominic Stampa’nın oğlu George Loraine Stampa, (1875-1951) illüstratör bir İngiliz sanatçıydı. Stampa’nın mimar olan babası ise Türkiye’yi Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) olarak bilinen tarihte yani 1878 yılında terk ettiği bilgisine ulaşırız. Kısacası bu binanın mimarisi ile ilgili net bir bilgi ne yazık ki mevcut değil. Okumaya devam et

MİMARİ BİR BENZERLİK

Günümüzde İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi olarak hizmet gören Maçka Karakolhanesi, 19. yüzyılın son çeyreğinde inşa edilen karakollar arasında büyük boyutlarıyla öne çıkan bir yapıdır. 1826’da Osmanlı İmparatorluğu’nda askerlik sistemindeki Batı’yı örnek alan köklü değişiklikler, genelde askeri mimari özelde ise karakol yapılarının da tarihsel ve kültürel arka planını oluşturmaktadır. Yeni sistemin ihtiyaçlarını karşılamak üzere inşasına başlanan Batı tarzı kışla ve diğer askeri binalar İstanbul’u şehircilik ve mimari anlamda değiştirecektir. Maçka Karakolhanesi’nin mimar ve müteahhitleri olan Simon ve Sarkis kardeşlerin üyesi oldukları Balyan ailesi, birkaç kuşak boyunca İstanbul’un çehresinin Batılılaşmasında önemli rol oynamıştır. Karakol, kumandanlık ve askeri okul işlevleri taşıyan bina, 1953-54 yıllarında İstanbul Teknik Üniversitesine devredilerek sivil eğitime hizmet vermeye başlamıştır. Okumaya devam et

HİÇ KULLANILAMAYAN İTALYAN SEFARETHANESİ

Bu yazımız, günümüzde Maçka Caddesi üzerinde yer alan ve “Maçka Akif Tuncel Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi” olarak kullanılan yapı hakkında.

İstanbul’daki ilk İtalyan sefarethanesi, bugün Tepebaşı’nda “Casa d’İtalia” yani “İtalya Evi” olarak kültür sarayının bulunduğu binadır. Daha önceleri Avusturya-Macaristan sefarethanesi olarak kullanılan bu bina, 1910’larda İtalyan hükümeti tarafından kiralanmış ve uzun müddet İtalyan sefarethanesi olarak kullanılmıştı. Bina, o tarihte “Venedik Sarayı” olarak adlandırılıyor ve İtalyan sefiri tarafından kışlık bina olarak kullanılıyordu. Bu sırada İstanbul’da İtalya’ya ait olan Tarabya’daki muhteşem yazlık sarayın yanı sıra bir de Maçka’da kışlık sefarethanenin yapımına başlanmış, projesini de devrin ünlü İtalyan mimarlarından Giulio Mongeri hazırlamıştı. Okumaya devam et

BİR AİLE ÖYKÜSÜ

Mübadele sırasında Türkiye’ye gelen Halil Ali Bey’in ailesi yeni vatanlarında da tekstil alanında faaliyet gösterdi. Halil Ali Bey, işlerini İstanbul Aşir Efendi Caddesinde bulunan Katırcıoğlu Han’da 16 numaralı yazıhanesinden idare ederdi. Daha sonra işine uygun olarak Bezmen soyadını alan Halil Ali 1927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu’ndan yararlanarak Taranto ve Behar soyadlı iki Musevi iplik tüccarı ile bir tekstil şirketi kurdu.

Halil Ali Bey o sırada yurt dışında öğrenim gören oğlu Fuad’a yazdığı mektupta ‘İstikbal sanayicilikte, ben tekstil fabrikası kuruyorum, gözünü aç, tahsilini buna göre yap’ diyordu. Okumaya devam et