HER YERDEN ÇEKER

Ünlü bilim kurgu romanlar yazarı Isaac Asimov Robotlar adlı eserinde ilk önce yaratacağı dünyanın anayasası olan kuralları şöyle sıralar:

1) Bir robot, bir insana zarar veremez veya hareketsiz kalarak zarar görmesine neden olamaz.

2) Bir robot, bir insanın verdiği emirleri yerine getirir. Ancak bu emirler birinci kuralla çelişemez. Diğer bir deyişle yetkili biri emretse bile insana zarar vermez.

3) Bir robot, kendi varlığını korumalıdır. Ancak bu ilk iki kuralın zorunluluk oluşturduğu durumlarda geçerli değildir. Bir insanı kurtarmak için kendisini feda edebilir.

Bizde kendi dünyamıza ait olan bazı kuralları pek çok yanıyla bilimsel doğruların geçerli olduğu ya da harmanlanarak kullanıldığı genel anlamda medya sektörünü göz önünle alarak tanımaya ve anlamaya çalışalım.

Bir reklam hazırlanmanın başlangıcı, öncelikle o reklamın can alıcı noktalarının tespitidir. Bu noktaların en önemli olanı da kuşkusuz reklamın yayınlanmaya başlanmasıyla birlikte ortaya çıkabilecek olumsuzlukların önceden hesap edilerek gerekli önlemlerin alınmasına yönelik çalışmalardır. Bunun içinde reklamın hedef kitlesi ile içeriği neler ve kimler için ortaya konmaktaysa, karşıt unsurların iyi tanınması ve bilinmesi gerekir.

Bu anlamda elde edinilen deneyimler strateji ve taktik denilen unsurların bir arada kullanılmasıyla, hayatın pek çok alanında varlığını gösterecektir.

Esasında kazanılan deneyimler Amerika’nın yeniden keşfini gerektirmemekte zaten keşfin neredeyse tümü orada gerçekleştirilmiş olması ve kendine bağlı olan dünyaya yayılması sebebiyle geriye kalansa ulusal değerlerin ortaya çıkartılmasına yönelik çabalar olmaktadır.

Evrensel olan değerlerin birçoğuna rağmen yinede sapmalar olabilmekte bunları da önceden öğrenerek ortaya çıkabilecek olumsuzlukların önceden hesabını yapabilmeye yönelik çalışmalar olarak değerlendirmek gerekmektedir.

Örnek 1-

İnsanlarımız saplantılıdır. Kafasına önceden yerleşmiş olan doğru veya yanlış bir düşünceyi değiştirmek neredeyse mümkün olmayacak kadar zordur. Zaman içerisinde doğru bilinenler yanlış olabilmekte ya da tam tersi yanlış bilinenlerin doğru olabilmesine rağmen bu değişimi insanlarımızın belleğinde sağlayabilmekse çok zordur.

Türkiye’de kurulan ilk GSM operatörünün hazırladığı altyapının oluşturduğu “her yerden çeker” öngörüsünü bu gün aynı altyapıyı kullanmakta olan pek çok kuruluş bulunmasına rağmen, ilk GSM operatörü aleyhine değiştirebilmesi asla mümkün değildir.

En primitif şekliyle bir cipe bindireceği, herkes tarafından pek sevilen örövizyon birincisi şarkıcı hanım Bolu tünelinden geçerken dahi cep telefonundan yaptığı görüşmenin kesilmeyeceğini ortaya koyacak, insanlarımıza ait bir takım kıstaslarında kullanılması adına cipe binmekte başka bir adrese gönderme olacaktır.

Bütün amaç kafadaki algının değişmemesine yönelik çabalar olmaktadır “her yerden çeker” i rekabet kurulu başkasını kötüleyen reklamları yasaklanmış olsa da, öznesi olmayan bir cümle gibi sakın ola başkalarını kullanmayın onların ki “her yerden çekmez” demektedir aslında.

Örnek 2-

Daima mağdurun yanında yer alırız. Eğer insanları etkileyebilecek ve onların gözlerini yaşartacak bir hikâyeniz varsa size karşı daima diğerlerine göre daha çok tolerans tanıyarak hareket edeceklerdir.

Soğuk bir kış gününde, kucağında bebeğiyle köşe başında oturan, elini size doğru uzatan kadının önünden geçerken, neleri düşündüğünüzü hatırlamak yeterli olacaktır. Bunu da operasyonda ortaya çıkabilecek başarısızlıkların önceden tespiti aşamasındaki çalışmaların temeli olarak görmek gerekecektir.

Kaçarak evlendiği için kızını evlatlıktan reddedebilecek bir baba, kızının doğum yaptığını artık cep telefonu demenin çok daha ötesindeki teknolojiyi kullanan telefonuna gelen görüntülü mesaj sayesinde öğrenecektir. Bu durumda mağdur durumunda bulunan kızını affederek yanına koşacak olan baba, daima mağdurun yanında olan insanlarımıza şunu diyecektir, hayatınızı değiştirecek olan haberlerin nereden geleceği belli olmadığından biz bunu sağlayabilmek adına 6 bin değişik noktada hizmetinizdeyiz.

Evet, dağ tepe her yerden hizmet sunulmakta hatta Türkiye’nin bütün şehirlerindeki Valiliklere de talimat verilerek, camii minaresinden elektrik direğine kadar uygun olabilecek her yere GSM operatörlerince kurulacak olan sistemlere karşı gösterilebilecek tepkilerden korunması ve kolaylık sağlanması istenmektedir.

Bu oluşumu elbette “her yerden çeker”in altyapısına yönelik bir hizmet anlayışı olduğunu kabul etsek de, gerçekte teknolojinin kullanım alanlarını genişletmeye yönelik bir çaba olduğunu da söylemek herhalde yanlış olmasa.

Örnek 3-

Erkekliği asla elden bırakmayız, aksini ortaya koyabilmeye yönelik her türlü tavır ve davranış olumsuzlukla sonuçlanacak bu ülke asla kadınların ülkesi olamayacaktır. Her ne kadar anaerkil dönemlerden söz edilse de, günümüz koşullarına nasıl ve neden gelindiği hakkında söylenebilecek olan sözleri bilim insanlarına bırakırsak, bu örneklere aykırı olan bazı sapmalarda mevcuttur. En uç noktada yer alan eşcinsellikleri bütün milletçe malum olan bazı sanatçıların toplum katında bu anlamıyla nasıl kabul edildiğini çözümleyebilmek biraz zordur.

Reklam dünyasında faaliyet gösterenlerin tümü bu doğruların ışığında hazırladıkları çalışmaları kamuoyuna sunmaktadır. En aşırı örneklerden bir tanesini de yalnız ülkemizde değil AB ülkelerinden bile tepki görecek kadar işi abartacak olan Hitler’i kullanarak erkek millete şu mesajı vermeye çalışan reklam olacaktır.

Hitler’i çıktığı kürsüden “Kadın elbisesi giymiyorsun o halde neden kadın şampuanı kullanıyorsun, erkeksen . . .  şampuanı kullanırsın” diye bağırtıp çağırtarak can alıcı noktayı koymaktadır reklamın yapımcısı.

Bunun karşısında ise bir başka aşırı örnek olarak görebileceğimiz ve yeni yayınlanacak olan bir başka amaca hizmet etmeye yönelik eşcinsel eğilimlerin ordu içerisindeki çelişkilerin kullanılarak dikkat çekilmeye çalışıldığı “Pembe Tezkere” adlı yapımın acaba ülkemizde etkileyebileceği hedef kitle kimler olacaktır.

 

Örnek 4-

Okumayı sevmeyiz. Eğer aksi olsaydı zaten söylenebilecek çok fazla bir şey kalmayacak olmasına rağmen, eğitiminde aslında eğitimsizlik olduğunu ortaya koyacak olan en iyi örnekleri de genel kültür ile yarışma programlarında izlemek ve içinde bulunduğumuz durumu daha iyi anlamak mümkün.

En güzel uygulamalardan birisi sokak ortasında insanlara kamera önünde bir takım sorular yöneltilmesiyle verilen cevapları sunan basit ama oldukça derin bir anlam yüklü olan yapımlardır.

Bu sayede örenmekteyiz ki önemli olan nicelik değil, niteliktir. 21. yüzyılda yaşadığını bilmeyen halen 20. yüzyılda yaşadığını sanan insanların ne okumaları gerekir?

Okumanın yararsızlığı ve lüzumsuzluğu hakkında en iyi içerikli olan yapımlarda büyük ödüllü yarışma programlarıdır. Son skandal olarak dikkatleri çeken bu yarışma programına katılacak olan siyaset bilimi okulunda okuyan öğrenciye yöneltilen soru şöyledir:

Meclisin diğer adı nedir?

a-Danıştay b-Baro c-Parlamento d-Yüce Divan

Bu soruya yarışmacının cevabı d- Yüce Divan olmaktadır.

Pes doğrusu değil mi?

Yapılan eleştiri ve kınamalara cevap verecek olan yarışmacıysa kendisini savunmaya çalışarak, sosyal medya aracılığıyla şu satırları yazacaktır, “Söyleyenler bu soruyu bilsinler de göriyim. Gazete okumaya bu sene başladım bi insanın bilgisi yarışmadaki bi soruyla ölçülmez. Bana aptal sarışın diyen kızların ne g*tü yer o yarışmaya katılmaya ne de suratları”

Sonrasındaysa ortaya şu görüntü çıkmakta, bir gazeteci köşesinde sözlüklere bakma gayretini göstermeden, kendisinin önemini ortaya koyma gayretiyle şöyle demektedir:

Türkçe’de dili dönmeyen insanların neden ‘parlemento’ demek yerine ‘parlamento’ dediklerinin farkında mıdır?..

Şimdiyse yeni bir reklam dönmekte  “ele güne karşııııııı, yapayalnız googlesız, facebooksuz da olmaz ki”  şakkada şukkada.

Ne yapcan kitap okuycanda adam mı olcan yani?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir