İNOVATİF “YENİLEŞİM” Cİ BAŞDANIŞMAN

mahsun%20kirmizigul%20(3)

Ülke ekonomimizin rotası, artık öncelikli dönüşüm programında yer alan inovasyon temelli büyüme modeline doğru evrilerek yol alacak.

Peki, “Öncelikli Dönüşüm Programı” ne demek?

Şöyle açıklanmakta 10.Kalkınma Planında;

2023 hedeflerine ve Onuncu Kalkınma Planının amaçlarına ulaşılabilmesi açısından önem taşıyan, temel yapısal sorunlara çözüm olabilecek, dönüşüm sürecine katkıda bulunabilecek, genellikle birden fazla bakanlığın sorumluluk alanına giren, kurumlar arası etkin koordinasyon ve sorumluluk gerektiren kritik reform alanları için tasarlanan programlardır.

Temel yapısal sorunlar olarak öngörülen ana başlıklar ise şöyle yer almakta Onuncu Kalkınma Planında:

  • Üretimde Verimliliğin Artırılması
  • İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması
  • Yurtiçi Tasarrufların Artırılması Ve İsrafın Önlenmesi
  • İstanbul Uluslararası Finans Merkezi
  • Kamu Harcamalarının Rasyonelleştirilmesi
  • Kamu Gelirlerinin Kalitesinin Artırılması
  • İş Ve Yatırım Ortamının Geliştirilmesi
  • İşgücü Piyasasının Etkinleştirilmesi
  • Kayıt dışı Ekonominin Azaltılması
  • İstatistikî Bilgi Altyapısını Geliştirme
  • Öncelikli Teknoloji Alanlarında Ticarileştirme
  • Kamu Alımları Yoluyla Teknoloji Geliştirme Ve Yerli Üretim
  • Yerli Kaynaklara Dayalı Enerji Üretim
  • Enerji Verimliliğinin Geliştirilmesi
  • Tarımda Su Kullanımının Etkinleştirilmesi
  • Sağlık Endüstrilerinde Yapısal Dönüşüm
  • Sağlık Turizminin Geliştirilmesi
  • Taşımacılıktan Lojistiğe Dönüşüm
  • Temel Ve Mesleki Becerileri Geliştirme
  • Nitelikli İnsan Gücü İçin Çekim Merkezi
  • Sağlıklı Yaşam Ve Hareketlilik
  • Ailenin Ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması
  • Yerelde Kurumsal Kapasitenin Güçlendirilmesi
  • Rekabetçiliği Ve Sosyal Uyumu Geliştiren Kentsel Dönüşüm
  • Kalkınma İçin Uluslararası İşbirliği Altyapısının Geliştirilmesi

Ekonomi başdanışmanlığının öngördüğü kalkınmanın ve büyümenin merkezine, inovasyon ve Ar-Ge’yi yerleştirerek, Öncelikli Dönüşüm Programında da hedeflendiği gibi teknolojik ve bilgi tabanlı büyüme modelini gerçekleştirmek, 10. Kalkınma Planının da temel felsefesini oluşturmakta.

Öncelikli Dönüşüm Programında yer alan, insan odaklı kalkınma modelindeki “insan” kavramının nitelikli hale gelmesinin dönüşümün ana unsur olduğu kabul edilmekte ve teknolojik bir dönüşüm sürecinde olduğumuz gerçeğiyle, bunları yönetme kabiliyetlerinin geliştirilmesi gerektiğinin altı çizilmektedir. Bunun da ancak Ar-Ge ve inovasyon ile olacağı söylenmektedir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle, en az gelişmiş ülkeler arasındaki açığın normal süreçte kapanmasının imkânsız olduğunu söyleyen ekonomi başdanışmanlığı bu açığın ancak bilgi temelli ekonomi vasıtasıyla, yani inovasyon ve Ar-Ge’ye dayalı ekonomi sayesinde kapatılabileceğini söylemekte ve bu noktada ise insan sermayesinin önem kazanmakta olduğunu ifade etmektedir.

İktisadi büyüme ya da kalkınmanın dikkate alınması durumunda inovasyona yüklenecek önem, yeni bir fikir veya icadın ticari bir faaliyette somutlaşması olarak yorumlanabilir.

Bu noktada inovasyon kavramı sadece “ekonominin teknolojik doğasının” yeni ürün ve hizmetleri olarak tanımlanabilecek teknolojik inovasyonu içermemekte, organizasyonel ve kurumsal teknolojik olmayan inovasyonlarıda içermektedir. Bunlar yeni yönetim ve pazarlama stratejileri ya da hizmetlerin uygulanması, içsel ve dışsal iletişim ve konumlandırma olarak da sayılabilir.

İnovasyon, özellikle teknolojik inovasyon, iktisadi kalkınmanın temel gücünü oluşturmaktadır. İnovasyonun iktisadi kalkınmaya olan temel katkısı, fiziksel sermayenin etkinliğinin arttırılması, işgücü ile tamamlayıcılık, beşeri sermayenin verimliliğindeki ciddi yükseliş ve entelektüel, beşeri ve fiziksel sermaye ile gerçekleşmektedir.

Uluslararası rekabetçi bir çevrede uzun süreli iktisadi büyümeyi sürdürebilmek için ihtiyaç duyulan yetenekleri ifade eden rekabetçilik, günümüzün küreselleşen ortamında inovasyondan ciddi ölçüde etkilenen ve inovasyonla birlikte kalkınmaya önemli etkiler sağlayan bir role sahip olmuştur. Girişimciler sadece inovasyonla verimlilikleri arttırabilmekte ve piyasa talebine cevap verebilmekte ve böylelikle ekonomiler, sürdürülebilir kalkınmayı sağlayabilmektedirler. Aynı zamanda inovasyon, teknoljinin gelişmiş ülkelerden, gelişmekte olan ülkelere yayılımını da hızlandırmaktadır.

Sonuçta, küreselleşen dünyada ekonomi yönetimleri sürdürülebilir ve uzun vadeli iktisadi refahı sağlamayı amaçlamaktadırlar. Rekabetçilik, teknolojik gelişmeler ile ilişkili olduğundan birçok firma, kaynaklarını ve odaklanmasını bilgi temelli teknolojik ürünlere çevirmiş durumdadır. Bu noktada inovasyon ve rekabetçilik büyük öneme sahip olmaktadır.

Bir başka anlatımla da, günümüzde bilgi sahibi olmanın, güç sahibi olmak anlamına geldiği gerçeğinden hareketle, henüz yoğurt üretim teknolojisinden öteye geçmeyen bir inovasyon oluşumu içerisinde, dünya ekonomik haritasında nerede yer aldığımız sorusuna, döner ve kebaptan öteye herhangi bir anlam yükleyememiş olmamızın ezikliği içerisinde, 21.yüzyılın ilk çeyreğinde, 2023’lerde yer alacağımız, dünya için oluşturabildiğimiz öngörülerin, ne yazık ki yıllar öncesinde Avrupa Birliği tarafından “Avrupa yaratıcılık ve inovasyon yılı” olarak ilan edilmesinin ardından, yepyeni bir “Öncelikli Dönüşüm Programı” nın koskoca İnovatif Danışmanı olarak ilan edilen Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hanımefendi’nin ülke kalkınmasına ve dünya üzerinde alması gereken yere nasıl baktığına yer verelim şimdi, bu bakış açısı aynı zamanda ekonomi başdanışmanlığının da bir anlamda açıklaması olmaktadır.

Modern Enver’cilik oynamak

Yeni atanan ekonomi başdanışmanı hanımefendi, Orta Asya, Güney Kore ve Türkiye arasında olası bir Gümrük Birliğini, Türkiye’nin Potansiyel İhracat Kazanımları başlıklı çalışmasında “Altay Birliği” olarak önermiş.

2011 yılında yayınladığı çalışması, Avrupa’daki sorun ve Çin’in yükselişi ile Türkiye’nin bölgedeki potansiyel kazanımlarının araştırılmasının önemini vurgulamakta olduğu “Altay Birliği” isimli projesi ise Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Güney Kore, Türkmenistan ve Özbekistan arasında kurulacak modern bir birlik önerisi olmaktan öteye geçemeyecek olan, tarihin sihirbaz şapkasından çıkardığı, modern Enveristan hezeyanın da dışa vurumunu çağrıştıran akortsuz sesidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

59 − = 53