AHMET ABİ’NİN BÜFESİ

Sevgili okulum Moda Koleji’ne babam kaydımı 68 yada 69 senesinde yaptırmıştı. Okulun kuruluşu ise 65 yılı olup Pakize Trak ile Yaşar Trak’ın sahibi bulunduğu  önceden Şifa’da kadın-doğum uzmanı olan Dr.Mahmud Ata Bayata’nın doğum kliniğini olan köşkünden bir okula dönüştürülmüştü.

Dr. Mahmut Ata Bey'in Şifa'daki köşkü.

Dr. Mahmut Ata Bey’in Şifa’daki köşkü.

Bina yüksek tavanlı, geniş koridorlu olup çok kaliteli malzemeyle yapılmış, bazı aksesuarlar yurt dışından getirilmiştir. Bahçesi denize kadar inen setlerden oluşur, her sette çardaklar, kanepeler son derece zevkli işlenmiş demir döküm iskemleler, mermer masalar bulunur, deniz kenarında motorları, sandalları havaya kaldırarak denizden yüksekteki kayıkhaneye çeken bir vinç bulunan etrafı kapalı iskele yer alırdı.

Mahmut Ata Bey Köşkü'nün deniz tarafından görünümü.

Mahmut Ata Bey Köşkü’nün deniz tarafından görünümü.

Okulun bahçesinde yer alan deniz kenarına inen setlerin aralarında yukarıdan bakanların göremeyecekleri biçimde yerleştirmiş olan banklarda talebelik yaşantımızdaki ilk kaçamaklar yaşanmıştır.

Bu köşkün bulunduğu mevkii, köşkün yapısının yarattığı ortam beraberinde eğitim ve öğretimden ziyade romantizmi hadi daha açıkçasını söyleyelim aşkı getirmekteydi, bu okulda öğrencilik yıllarını yaşamış olanların hepsinin ilk aşklarını burada yaşamış ve tatmış olduklarına kendimde dahil olmak üzere tanıklık ederim.

Mahmut Ata Bey Köşkü'nün kayıkhanesi. Bu güzel kayıkhane artık yok.

Mahmut Ata Bey Köşkü’nün kayıkhanesi. Bu güzel kayıkhane artık yok.

Mahmut Ata Bey Köşkü’nün tarihiyle ilgili daha detaylı bilgiyi Levent Civelekoğlu’nun Moda, Şifa Çıkmazı No:25 başlıklı yazısında bulabilirsiniz.

Okula mahallemizden Tayfun Torer, nam-ı diğer “Mavi Gözlü Tayfun” olan kendisi ünlü yönetmen Sydney Pollack’ın “Atları da Vururlar” filmindeki oyuncu Michael Sarrazin’in bire bir kopyasıdır ve buradan kendisine eğer hayattaysa uzun ömürler dilediğim arkadaşımla birlikte kayıt yaptırmıştık.

Orta Okul sıralarıydı birlikte paylaştığımız yıllar. Henüz yaşananlar güzel günlerdi. Ne 12 Mart’lar yaşanmıştı ne de diğerleri.

Bütün bunlar beni o günlerdeki güzelliğe geri döndürmeye yetti elbette, Çarşamba günleri hafta ortası olduğundan yarım gün yapılırdı ve tüm öğrenciler o gün okuldan çıkarak Bahariye’deki sinemalara bakar ve hoşumuza giden filmlerin olduğu sinemaya giderdik. Süreyya sineması veya Opera sineması, Kadıköy yada Reks Sinemasıydı gittiklerimiz.

Çarşamba ve Cumartesi günleri özel günlerdi bizler için.

Cumartesi günleri de şimdiki gibi tatil değildi o gün yarım gün olarak okullar ve iş yerleri mesailerini sürdürürlerdi. Okuldan çıktıktan sonrada, cumartesi gününe has güzelliğiyle günün geri kalan saatleri yaşanırdı.

Sinemaların yada Bahariye’deki önemli pasajların kapılarında buluşan sevgililer el ele tutuşarak Moda’ya doğru romantik saatler yaşayabilmenin heyecanıyla yürümeye başlardı.

Okul günlerinde öğlen tatillerinde ki o dönemde okul günleri tam tedrisat denilen biçimdeydi yani sabah 8.30 yada 9.00 da başlayan okul saati akşamüzeri 15.30 veya 16.00 ya kadar devam eder öğlen saatlerinde de hem yemek hem de öğlen tatili verilirdi.

Günün en güzel saatlerinin yaşandığı saatlerdi öğlen tatilleri, genellikle okulun bulunduğu Şifa’dan Bahariye tarafına çıkılır ve Ahmet Abi’nin büfesinden kendine has zengin menüsünden yenilen bir çeyrek Artistik’ten sonra eğer hava güzelse Bahariye’de dolaşarak tekrar okula dönülürdü.

Ahmet Abi’nin Büfesi gençliği Moda, Bahariye, Kalamış, Fenerbahçe ve civarında geçmiş her Türk genci tarafından bilinen ve kendine has menüsüyle tanınan belki de İstanbul’un meşhur hamburgercisi “Kristal” den çok daha önceki en popüler büfesiydi. Buna tarihsel gelişim sürecinin nasıl devam ettiğini hatırlamak bakımından değinmek gerekirse henüz İstanbul’da hatta Türkiye’de adına Mc Donald’s denilen amerikan hamburgerlerini midelerimize, kültürünü de beyinlerimize dolduran yerler boy göstermemişti.

Güzel günlerdi yaşananlar, bu günleri bilenler ve yaşayanlar ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır ama yaşamamış olanlara bir hatırlatma yapmak gerekirse henüz 71 darbesinin yapılmamış olduğu günlerdi anlatmaya çalıştığım günler yani hem bizlerin hem de ülkenin ufku açıktı.

Ahmet Abi’nin büfesi ise işte bu günlerin güzelliğini bizlere tüm özgünlüğü ile yaşatmaktaydı Artistikleri, Anjelikleriyle. Mc bilmemne menüleri yoktu henüz ülkemizde, kanlı 1 Mayıs’ların olmadığı gibi.

Moda Kolejinden eski arkadaşım Ege ile birlikte bazen okulda kalırdık öğlen tatillerinde, en çok hoşumuza giden yemekhanede bazı öğrencilerin yemeden bırakmış oldukları tatlıları midemize indirmekti. Öylesine çok yemişiz ki şimdi şeker hastası olduk.

Ahmet Abi’nin büfesi öğlen tatillerinde kısıtlı öğrenci harçlığıyla karın doyurulacak özgün bir adres olarak varlığını uzun yıllar korumuş kendi ürettiği menüler sonraları İstanbul’da türeyen kolay yoldan geçim kaynağı olan binlerce büfe tarafından da kullanılmıştır. Adına “fast food” denilen beslenme ve yeme alışkanlıklarının halkımız tarafından benimsenmesinde Mc Donald’s denilen ünlü zincir restaurantların açılmasıyla başlanmıştır.

Buna direnen İtalyan’lar ise Roma’da uzun bir süre Mc Donald’s ın açılmasını engellemişlerdir. Bizler ise daha açıldığı ilk günden itibaren hamburgerleri lüpleyerek bütün büyük şehirlerimizde de neredeyse her köşe başında bir Mc Donald’s açılmasını tüm kalbimiz ve midemizle destekleyerek dünyaca ünlü bu markanın sınırlarımız içerisinde adeta Mc DOMALD’S olmasını sağlamış bulunmaktayız. Tarihin cilvesine bakınız ki Ahmet Abi’nin büfesi şimdi Bahariye’de koskocaman bir Mc Domald’sın neredeyse bitişiğinde her şeye rağmen direnerek varlığını korumaya çalışmaktadır.

Bizim gibi dinazorlar ile bizlerle aynı düşünceleri paylaşmakta olanlar Ahmet Abi’nin büfesini daima yaşatacaklardır.

Kalamışla İlgili Diğer Yazılarım

Siyah Beyaz Kalamış
Siyah_Beyaz_Kalamış_ufak
Geçtiğimiz mart ayında yayınlanan online ve kitapçılarda bulabileceğiniz kitabımla ilgili bilgiler.

Kalamış’da Laterna’nın Başlangıç Öyküsü
Hikmet (Reis) Ağabey
Ömer Hayyam’ın İskelesi
Fıstıkçı Baba
Konya Ovası Projesi
Kuru Nadir
Ressam Selahattin
1 Temmuz
Kabotaj Bayramı ve deniz sevdamız.
Fotoğrafın Renklisi
Dümbüllü İsmail Efendi
Kalamışta yaşamış zamanının ünlü meddahı [stand-upcı]
Doldurulan Sahiller
Bordum Bordum
Kalamış Anıları
Kozluca’nın Büfesi
Sadberk Sokak
İlkeleri Olan İnsanların Heykelleri Dikilir
Suatın Kamyonu
Kemik Hikayesi



AHMET ABİ’NİN BÜFESİ” üzerine 1 düşünce

  1. Bir de General Azmanyak Halil’in çalıştırdığı Kozluca’nın Büfesi vardı hani. Onu ne zaman yazacaksın? Davulcu Suat bi keresinde yanlışlıkla damperli kamyonuyla paldır küldür sürtünmüştü büfeye de General’in yüreğine inecekti az daha.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir