KÜRESEL DENİZCİ (Globalsailor)

Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, Fransız Hükümeti tarafından verilen en üst düzey nişan olan ‘Legion D’Honneur’ e layık görüldü. Törende Koç’a nişanı veren Fransız Büyükelçi, “İzninizle, teknenizle dünya denizlerini fetheden sizin için yeni bir sözcük üretiyorum ‘globalsailor’ (küresel denizci) diyerek bir büyük benzetmede bulundu.”

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=6&no=228

(Rahmi Koç ile yapılmış olan dünya seyahati hakkındaki söyleşinin bağlantı adresi olup, okudukça değişik duygular içerisinde kalacağınız bu söyleşide, Rahmi Koç’un Ankara’lı olmasına rağmen denizcilik tutkusunun nasıl doğup, geliştiğini öğrenebilirsiniz.)

Böylesine büyük bir anlam ifade eden “globalsailor” sözcüğünü üreten Büyükelçinin iyi niyetinden hiç şüphe etmeden, şunu sormakta yarar olduğunu sanıyorum; Peki diğer denizcilere ne demek gerekiyor? Öyle ya, bizde pek çoktur, süperstar, megastar v.s gibi ifadelerle, ünü ve varlığı bu coğrafyanın sınırlarından öteye geçmeyen ve geçemeyecek olanlar için öngörülen bu sıfatlara acaba kaç tanesi layıktır?

Şort ve tişort giyen Koç, kendilerini uğurlamaya gelenlerle vedalaşarak, Nazenin IV adlı, boyu 37,5 mt. olan teknesiyle (!) iki yıl sürecek dünya turuna, Fenerbahçe’de sahibi olduğu Setur Marina’dan, 2004 yılında denize açılarak başlayacaktı. Marinada, Nazenin IV adlı teknesine binen Rahmi Koç, kaptan, kaptan yardımcısı, hekim, makinist, makine mühendisi ve aşçınında yer aldığı ikisi bayan, yedi müretebatı ile birlikte yakınları ve arkadaşları tarafından uğurlanacak ve iki yıl sonrasında, 2006 yılında yine dünya seyahatine başladığı Kalamış Marinaya dönecekti.

Rahmi Koç ve Nazenin IVNazenin IV adlı teknenin özellikleri ise şöyledi:

  • Uzunluk (Tam Boy) : 37,5 mt.
  • Genişlik : 8,2 mt.
  • Ana motor gücü : 530 hp
  • Jeneratörler : 2 x Northern Lights 55 kw
  • Baş Pervane richfield : 70 hp
  • Yakıt Kapasitesi : 18.000 Lt
  • Su Kapasitesi : 10.000 Lt.
  • Seyir Hızı : 11 Knots
  • Yelkenler : North Sails Türkiye

Nazenin IV’ün izlediği rota ile dünya seyahatinin ayrıntılarını çeşitli kaynaklardan öğrenebilmek mümkün. Ancak, önemli olan nokta ise, dünya seyahatine çıkan Rahmi Koç’un zaman zaman, helikopteriyle İstanbul’a dönerek seyahatine ara vermesi ve işlerini toparladığı zaman tekrar kendisini teknesine atarak seyahate devam etmesiydi. Altı çizilerek bizlere aktarılan ise, teknenin Rahmi Koç’un ayrıldığı noktada bekleyecek olmasıydı. Bu konuda ki kendi yorumlarını da yukarıdaki linkte okumak mümkün.

Bugün ise, Rahmi Koç’un başkanlığında kurulan Deniz Temiz Derneği, hayata geçirdiği projelerle, Türkiye’nin önde gelen deniz odaklı sivil toplum kuruluşu haline geldiğini söylemekte, ancak başta Marmara olmak üzere, ülkenin Egeden, Akdenize tüm denizlerinin bok götürdüğü senelerde, onlar ellerinde nylon torba, kıyılarda pet şişe toplayarak ne kadarda sosyal faaliyetlerde bulunuyorlar imajını yaymaya çabalamaktaydılar.

Kalamış’ta, yaşanan bir büyük rezaletin baş mimarı olan İstanbul Büyükşehir Belediye’si, senelerdir Kurbalıdere (Kurbağalıdere değil) ıslah çalışmalarını sürdürmekte. Ancak tüm Kalamış ve Kadıköy sahillerinin yanlış uygulama ve projelendirme çalışmaları neticesinde koku ve pislikten yaşanamaz hale geldiği, üstelikte kendi işletmesi bünyesinde olan marina için Rahmi Koç ile Deniz Temiz Derneği’nin ne laf ettiğini acaba duyan var mı?

Ülkemizin en önemli, iki büyük sanayi ve ticaret kuruluşundan biri olan, Koç Holding elbette sosyal konulara da el atacak ve pek çok konuda işlevini yerine getirecektir. Ancak her konuda olduğu gibi, olumlu olduğu kadar olumsuz yanlarda olacaktır.

Örneğin, burs almak için T.E.V (Türk Eğitim Vakfı) ‘na müracaat eden gence, “Vallahi paramız yok” gibi abes bir cevap verilebilecek. Ve o genç daha sonrasında bir Ermeni matbaacıdan aldığı karşılıksız burs sayesinde tahsiline devam edebilecektir.

Ülkemizde ilk defa, kendi yaptığı, boyu 10,5 mt. olan Kısmet adlı teknesiyle, sonu gelmeyen bir macera tutkusunun eşliğinde, dünya seyahatine 1965 yılının Ağustos ayında çıkan Sadun Boro’yu, Caddebostan kıyılarında kendi gibi volta atan denizcilerden başkası tanımıyordu.

Sadun Boro, Kısmet’ı nasıl inşa ettiğini ya da edebildiğini şöyle anlatıyor:

Kısmet’in omurgasını kızağa koymak kolay olmadı, muhtelif devlet fabrikalarında çalışıyor ama bir türlü, yeni teknemin inşası için lüzumlu parayı toplayamıyordum. Bu arada tekne yapmama yardım etmeleri için, resmi ve özel bir çok müesseseye müracaat etmiştim. Hiçbiri böyle bir teşebbüse destek olmadı. 1962 yılında Tarsus’ta ki bir mensucat fabrikasında iş buldum ve İstanbul’u bırakıp gittim. Artık her şeyden elimi eteğimi çekmiş, yeni teknemin inşası için elime geçen her kuruşu biriktiriyordum.

Bu arada, dünya seyahatine tek başıma çıkmak fikrindeydim. Ancak anladım ki eşim Oda’da benimle gelmek arzusundaydı. Nikah davetiyemize ‘Çelenk yerine tekne malzemesi yollanması vaciptir.’ diye yazdık ve gelen düğün hediyeleri hep tekne levazımatı, sekstant, kronometre, boya fırça v.s oldu.

İki yıl Tarsus’ta, denizden çıkmış balık hayatı, nihayet teknenin ahşap kısmının bitmesi ile son buldu. Kısmet’in, Marmara’nın mavi sularına inmesiyle birlikte bizde yeni evimize yerleştik.

Daha ne güverte kalafatlanmış, ne kamara üstü boyanmıştı. Bir yıl sürdü teknenin donatılması. Sabah karanlığından gece yarılarına kadar esir gibi çalıştık. Para bitmiş, artık satılacak bir şeyimizde kalmamıştı. Benim eski kotra, Oda’nın çeyizleri, evdeki eşyalar, ne var ne yok çoktan satılmıştı. Hatta 13 yıllık emekli maaşımı bile yakıp geri almıştım. Kışı Büyükdere’de geçirdik. Kamaranın üzerinde bir karış kar, içeride ısıtma teşkilatı yok, hararet ancak üç, dört derece… Nezleye karşı her sabah denize girerdim. Lapa lapa kar yağdığı bir sabah denize atlarken, yandaki balıkçıların birbirlerine, haklı olarak: ‘A…A… Şu deliye bak’ deyişleri hala kulaklarımda çınlar.

Tekne son defa karaya çekilip, baştan aşağı boyandı, elden geçti. Kısmet yola çıkacak hale geldiği zaman, artık cebimizde Ada’ya dahi gidecek paramız kalmamıştı. Kısmet’in inşasına başlarken Hürriyet Gazetesi’ne müracaat etmiştim. Eğer tekneyi kendi imkanlarımla bitirip hazır edersem, yazı mukabili, seyahatin mali kısmını deruhte edeceklerine dair bana söz vermişlerdi. Nitekim sözlerinde durdular ve üç yıl sürecek yolculuğumuzun masraflarını üzerlerine aldılar.”

1968 yılı Haziran ayında sona erecek olak Kısmet’ın dünya seyahati, gazetede çıkan haberler ile radyo programlarında sunulurdu. Düzenli olarak Necati Zincirkıran tarafından yayınlanan radyo programının en önemli dinleyicileriydik. Dalga sesleriyle başlayan “Kısmet’in Dünya Seyahati” adlı radyo programı sayesinde Boro’ları artık bütün ülke tanımış ve izlemeye başlamıştı.

Sadun Boro ve KısmetElbette bizlerde yeni yetme denizciler olarak Kalamış’ta pena yelkenli teknemizle, Moda burnundan, Fenerbahçe’ye doğru volta atmaktaydık ve Kısmet’in dünya seyahati, bizlerin olduğu kadar, tüm deniz tutkunlarının da ufkunda yepyeni rotalar açmıştı.

Zaman geçip, Kısmet Dünya Seyahati tamamlayarak, karasularına girdiği andan itibaren, ülkede adeta bir bayram sevinci yaşanmaya başlamıştı. Kısmet’i ilk karşılayanlar, kanatlarındaki Türk forsundan tanıdıkları jetler olmuştu. Daha sonra uğradıkları her limanda, Donanmaya mensup gemiler ile yüksek rütbeli subaylar, bazı kamu görevlileri ve coşkun kalabalığın eşliğinde düzenlenen törenlerle karşılanmaktaydılar. İstanbul’a gelmeden önce ise o zamanlar Deniz Harb Okulunun tatbikat gemisi olan Savarona ile donanmaya ait diğer gemiler eşiliğinde yol alan Kısmet’i karşılamak üzere neredeyse bütün İstanbul seferber olmuştu.

O günleri yaşayanların anılarında yer alan görüntüler, belleklerinden hiç silinmeden ilk günkü tazeliğiyle durmaktadır. Bir öğünç ve onur kaynağı olan Kısmet’in Dünya Seyahati, yeni deniz tutkunları yaratarak arkasından gelecek olanlara yol gösterecek ve dünya seyahatine çıkarak bu öğünç ve onuru paylaşacak pek çok denizcimize örnek olacaktı.

Dünyanın yedi denizleri dolaşmış, denizcilik konusunda engin tecrübesini kitapları vasıtasıyla herkesle paylaşan bu mütevazi denizciyle karşılaşıp tanışmak ise ne yazık ki, hazin bir şekilde gerçekleşecekti.

Üç yıla yakın bir zaman süren dünya seyahati tamamlanmış, Sadun Boro, Kısmet adlı teknesini Fenerbahçe mendireğine demirlemişti. Kısmet’in yanına, Kalamış’ta birlikte pena yelkenli teknemizle volta attığımız bir başka deniz tutkunu olan arkadaşım Habip Atınç ile birlikte gider, adeta kutsal bir varlıkmışçasına çepeçevre etrafında döner ve bir yandan hayranlıkla izlerken bir yandan dünya denizlerinde yaşadıklarını hayal etmeye çalışırdık.

Habip, yıllar sonra kendi yaptığı teknesiyle Sığacık limanına demir atarak yaşamının önemli bir bölümünü teknesinde geçirmişti. Geçen zaman sürecinde çok sık görüşemesekte, modern çağın teknik imkanları sayesinde haberleşebiliyorduk. Günlerden birgün, eşinden aldığım bir haberle sarsıldım. Çağımızın vebası olan hastalığa yakalanmış, yaşamı boyunca hiç sigara içmemiş olmasına rağmen akciğer kanserinden hayata veda etmişti. Birlikte Kısmet’i tavaf ettiğimiz deniz tutkunu arkadaşım, yapmış olduğu yolculuklar esnasında Gökova köfezinin koylarından birisinde Sadun Boro ile tanışarak o günlerde Kısmet’in etrafında nasıl dört döndüğümüzü anlatmış ve bu anı aşağıda görülen fotoğrafla da ölümsüz hale getirmişti.

Habip Atınç İle Sadun Boro

Soğuk ve yağmurlu bir Şubat gününde çocukluk arkadaşım Habip’in cenazesi, Maltepe camiinden kaldırılıyordu. Tüm sevdikleri ile onu sevenlerin bir araya geldiği bu hüzünlü günde, yanımıza keçi sakallı, aksaçlı, yüzü bize hiçte yabancı gelmeyen bir adam yaklaşmaktaydı.

İfadesiyle, duruşuyla ve elini uzatarak baş sağlığı dileğiyle, beyefendi tavrını ortaya koyan, dünyanın yedi denizlerini dolaşmış bir usta denizcinin, tavrındaki tevazu ve alçakgönüllülük, hepimizin bir kez daha göz yaşlarına boğulmasına neden olmuştu.

2011 yılına gelindiğinde, küçücük uluslararası başarıların dahi ödüllendirilidiği ülkemizde ne yazık ki, Sadun Boro’nun başarısının ölçüsü, pek çok şeyde olduğu gibi anlaşılamadı, belki o günlerde yaşananların önü kesilmeseydi bu gün Türkiye’nin nerelerde olacağını kimse hayal dahi edemezdi. Bir zamanlar renki basının en güzel örneklerinden olan “GÜNAYDIN” gazetesi sekiz sütuna, “TÜRKİYE 1985 YILINDA İTALYA OLACAK” başlıkları atmaktaydı.

Denizlerin ve denizcilerin, büyük ismi Sadun Boro’nun bir heykelinin yapılmasına karar veren Mustafa Aksoy ile sanatçı Ersal Yavi, Turgay Noyan ve Necati Zincirkıran bir araya gelerek Kadıköy Belediyesinin desteğiyle işe girişti.

Ancak, izin vermeyeceği düşünülerek ilk aşamada Sadun Boro’ya haber verilmedi. Boro, olayı öğrendiğindeyse artık geri dönülmez noktaya gelinmişti. Boro’nun tek şartı vardı. Anıtta dünya turu yapan diğer Türk denizcilerine de yer verilmeliydi. Diğer denizcilerin isimlerinin de yer alması üzerine ikna oldu.

Kalamış'ta Sadun-Oda Boro ve Kedileri Miço adına yapılan heykel

Bu gün adları dahi bilinmeyen bu denizcilerin büyük başarıları ile adlarını, Kalamış’ta yer alan Sadun ve Oda Boro ile kedileri Miço adına yapılan bir heykel sayesinde öğrenmekteyiz.

Sadun Boro’dan sonra tekneleriyle dünya turu yapan diğer Türk denizciler:

  • Tanıl-Anette Tuncel KELEBEK (1986-1991)
  • Haluk-Christina-Deniz-Derin Karamanoğlu DERİSKA (1988-1993)
  • Eralp Akkoyunlu YOSUN (1988-1995)
  • Erkan Gürsoy BARIŞ (1993-1995)
  • Osman-Zuhal Atasoy UZAKLAR (1992-1997)
  • Selçuk Karamanoğlu TURQUOISE (2000-2003)
  • Rahmİ Koç NAZENİN IV (2004-2006)
  • Ekrem İnönü ANOUK (2004-2007)
  • Ayça-Levent Kirişçioğlu YOL (2004-2007)
  • Hakan-Sophie Öge MARDEK (2004-2007)
  • Türkan Yöney-Kerem Tayla KATAMA (2005-2008)
  • Alim-Hattaya Sür MY CHANCE (2003-2008)
  • Elaine-Mehmet Selis ZERAFET (1995-2009)
  • Özkan Gülkaynak KAYITSIZ III (2006-2009)
  • Pek tabi bu liste yıllar geçtikçe uzayıp gidecektir.

Mesele, sadece tekneyle ya da gemiyle dünyanın yedi denizlerini dolaşmak değil, insanlık adına nelerin yapıldığını, yapılabileceğini görmek değil midir?

Globalsailor’muş peh…

Meraklısına Not: Sadun Boro, 5 Haziran 2015’te sonsuzluğa uğurlandı.

Konuyla ilgili diğer yazım: İlkeleri Olan İnsanların Heykelleri Dikilir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

− 5 = 4