NE YAPARSAN GİDER

Gerçek Hayat Hikayeleri” adlı çizgileriyle ile tanınan Faruk Geç, 70’li yıllarda Avrupa’ya yayılan Türk işçileri gibi birçok çizerin yurt dışında çalışmaya başlamasıyla önce İtalya’ya ardından Londra’ya gider.

Bundan sonrasını şöyle anlatmaktadır Faruk Geç:

İtalya’da çalışan İngiliz Fleetway Publication temsilcisiyle tanıştık. Ona Londra’ya gitmek istediğimi söyledim, bana kartını verdi. Londra’ya gidişimde kendisini aradım. Yakın ilgi gösterdi. Bana ne tür şeyler yapmak istediğimi sordu. O sıralar revaçta olan harp hikayeleriydi. Yapar mısın? Yaparım dedim.

İş bana kolay görünüyordu, sonra anladım ki çok zor! Düşünün bir Nazi askeri çizeceksiniz ama hiçbir detayı atlamadan, kaskıyla, ceketiyle, düğmesiyle her şey başka. İngilizler başka! Almanlar başka! Velhasıl bütün bunları öğrenmek zaman aldı. Daha doğrusu ben çizgi romanın nasıl yapılması gerektiğini orada öğrendim. Burada bir şey çizersiniz, adamın eline makineli tüfek verirsiniz, bu tüfek yanlış diyecek kimse çıkmaz. Bizde ne acıdır ki, ne yaparsanız, ne çizerseniz gider ama orada çiziyorsunuz editör bir sürü ayrıntı hatası buluyor.

Fazla söze gerek var mı? Ne diyordu oyuncu, sunucu ama diğerlerinden farklı olarak üniversitenin tarih bölümünden mezun olan bir genç kızımız: “Dağdaki çoban ile benim oyum bir mi?”

Ama deemıkrasi bööle bi şey işte…

Meraklısına Not: Türkiye’de Çizgi Roman – Levent Cantek

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir