SU AKMAZ BİZ BAKMAZ

Enerji açığının bir türlü halledilemeyişi nedeniyle, bu güne kadar HES (Hidro Elektrik Santralleri) projelerinin sayısının 1527 olduğu ve yapımı devam etmekte olan projelerin sayısının 477 olduğu açıklandı. Bu veriler doğrultusunda üzerinde HES yapılmayan tek bir akarsu kalmayacağı belirtilmekte ve hazırlanan bir raporda dile getirilen olumsuzlukların aslında her şeyde olduğu gibi bizlerin doğayı tahrip edici, gelecek kuşaklara bir çöl olarak bırakacağı topraklardan söz edilmekte.Doğa tutkunu olarak, kendi başlarına yaparak yerleştikleri evlerinde elektrik ve günümüz koşullarında her evde kullanılan hiçbir araç gereci kullanmayan çift,  mutlu bir şekilde Kaçkarlarda yaşamlarını sürdürürken birden bire HES yapımıyla, kendilerinden öte, yaşadıkları çevrenin nasıl tahrip edildiğini bir TV programında dile getirdiler.

Bu çiftin yaşamlarını sürdürdükleri çevre, bir doğa cenneti olarak her türlü imkânı sunmakta, kendi başlarına kurdukları tarım alanında ihtiyaçlarını karşıladıkları sebze ve meyveleri üretmekte, elbette bütün bunların çok ötesinde doğal dengenin de sürdüğü bir ortam içerisinde yaşmaklarını sürdürmektedirler.

Buradaki mevcut koşullar tüm doğal çevreninde süregelen özelliği olmasına rağmen, günün birinde ortaya çıkan sarı boyalı doğayı katleden makineler faaliyete geçerek her türlü güzelliği yok etmeye başlamışlar ve çevreye verdikleri zarar sadece burada yaşamlarını sürdürmekte olan çiftin ötesinde, tüm bölgeye ve doğal yapının tümü üzerinde olmuştur.

Bu raporda, “boşa akmasın” denilen nehirlerin su kütlesi olmanın ötesinde canlı ve cansız varlıklarla bir bütün oluşturan eko sistem olduğu ve içinde bulunduğu coğrafyaya hayat verdiği, “HES ya da baraj yapılmıyorsa suyun boşa akıtıldığı” kanısının yanlış olduğu vurgulanmakta. HES yapımları aşamasında, ağaç kesimlerinin erozyona neden olduğu, açık kanalların boruların ve yeni açılan yollar ile yatağı değiştirilen akarsuyun yaban hayatı ve suda yaşayan canlıların yok olmasına neden olduğu belirtilmekte.

Raporda ayrıca HES projelerinin havza bazında planlamasının yapılmadığı özellikle üst toprak tabakasına ve bitki örtüsüne zarar veren elektrik hatlarının ayrıca değerlendirilmesini gerektiği ve bir ÇED raporuna dâhil edilmesi gerektiği belirtilmekte. HES projelerinin dışa bağımlılıktan kurtulmak için bir çare olmadığının anlatıldığı raporda, planlanan tüm HES’lerin faaliyete geçmesi durumunda dahi dışa bağımlılığın devam edeceğinin altı çizilmekte.

Buna mukabil diğer alternatif enerji kaynaklarının artan ihtiyaçlar doğrultusunda devreye sokulmasının önemli bölümlerinden biri olduğu ortaya konulmakta.

“Su akar, Türk bakar”  söylemini boşa çıkartarak, üzerine HES yapılmayan akarsu bırakmamamız, elde edilen enerjinin karşılığında katledilen çevre ve doğal koşulları göz önüne alacak olursak çok yüksel bir bedeldir. Ayrıca büyük bir çölleşmenin yaşandığı ve artarak sürdüğü koşullarda su kaynaklarının heba edilmesini anlamak da mümkün değil.

Ekonomi uğruna yok edilen bir doğadan elde edilecek fayda, üzerinde yaşayan insanlara çok daha büyük bir zararla geri dönecektir.

Herhalde bizler bu gerçeği anlayınca, bakacak akarsuyumuzun kalmayacağı gibi raporda sözü edilen alternatif enerji kaynakları olarak yeni yapılacak nükleer enerji santralleri sayesinde, doğal dengenin değişmesiyle mutasyona uğrayarak yaşamlarımızı sürdürebilecek hale geleceğiz.

Not: Sözü edilen rapor WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) World Wildlife Fund tarafından hazırlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir