YEŞİL ADALAR

İki devlet tek ulus kavramının esasında Ege Denizinin öte yanındaki komşumuz içinde düşünülmesi gerektiği inancını taşımakla beraber bunun belli sebeplerden dolayı olamayacağını da biliyorum. Belki günün birinde onlarla çok daha fazla müşterek yönlerimizin olduğu gerçeğini görebilir, diğerleriyle ne kadar ortak yönlerimiz bulunduğunu da sorgulayabiliriz.

Ege Denizi, Kuzey Denizi ve Avustralya ile dünyada sadece dört ayrı yerde olduğu söylenen, enerji sorununu halletmiş ya da bu yola girmiş Yeşil Adaların varlığından haberdar olmak beni fazlasıyla mutlu etti. Hele komşumuz olan Yunanistan’daki adaların içlerinde bazıları bu yaklaşımda bulunurken ne kadar yol kat etmiş olduklarını da adalarda yaşayanların sözleriyle aktarırsak, Yeşil Adanın doğası gereği birazda çorak olan topraklarının ağaçlandırılması manasını çıkartanlardan çevre bilincine geçtikleri ve evlerini terk ederek büyük şehirlere göç edenlerin adalarına geri döndüklerini söyleyebiliriz.

Yeşil Adalar birkaç bin nüfusa sahip üç km. boyu iki km. eni olan neredeyse avuç içi kadar yerler ama çevre bilinçleri kocaman olan ve her geçen gün %100 yenilenebilir tam bağımsız enerjinin kullanımını sağlayabilmenin avantajlarını yaşayabilmek için eğitiliyorlar ve bilinçleniyorlar.

Adaların tamamında elektrikli araçlarla ulaşım sağlanmakta, ısınma sorununun denizden alınan suları kullanarak çok daha az bir enerjiyle çözüldüğünü görebiliyor, TRT payına kadar elektrik tüketimine fatura ödemiyor, doğalgazın metre küpüne dünya kadar para vermiyorsunuz, kaç çeşit vergi ödendiğinizi bilmeden dünyanın en pahallı akaryakıtını da kullanmıyorsunuz kısacası.

Adalarda yaşayan balıkçılar, çiftçiler bunları görebiliyor ve yaşantılarını kolaylaştırmanın yollarını ararlarken doğa bilinciyle hareket etmenin gerçeğini de anlamanın keyfini çıkartıyorlar.

Çocuklarının adalarıyla gurur duyduklarını söylüyor diğerlerinin kablolarla, borularla ana karaya bağlı olduklarından bahisle kendilerinin bir anlamda bağımsız olduklarını da düşünüyorlar. Üstelikte elde ettikleri enerji depolanabilir cinsten olduğundan gece gündüz veya kapalı hava açık hava sıkıntısını yaşamıyor enerjilerini her an kullanabiliyorlar.

Dünya üzerinde yaşayan tüm insanların medeniyet ölçütü olarak, yaşam alanlarına gösterdikleri yaklaşımı göz önüne alırsak bu adalarda yaşayan birkaç bin insan öyle sanıyorum ki sıralamanın en tepelerinde yer alacaklardır.

Kentleşmek, sanayileşmek, uygarlığın ölçütleriyse de medeniyet seviyesini belirleyen anlayışın çizgileri farklı olabilmektedir. Bu anlayıştan yola çıkarsak ülkemizdeki yaşam alanlarını hiçe sayarak, denizleri, kıyıları, ormanları, akarsuları, gölleri ve daha aklınıza gelecek tüm çevresel alanları yok ederek medenileşmeye çalışan bir zihniyeti nereye koyabilir ne şekilde değerlendirebiliriz?

İnsanların önlerine çıkan her şeyi kemirerek yok eden çekirge sürülerinden farklı yanlarının olması gerekmekte, yaşamak için yok etmek ne yazık ki çözüm getirmemekte, her şeyi yok ettikten sonra bir kısım aklı evveller ortaya çıkıp ellerine aldıkları cetvellerle ölçtükleri balıkları bilmem kaç santimden ufaksa almayın yemeyin kampanyaları yapmaya başladılar.  Bazıları da ellerine aldıkları torbalara kıyılara vuran pet şişeleri doldurmakla çevreyi koruyacaklarını düşünüyor arkasından marina denilen işletmeleri ellerine geçirerek sahilleri sahibi olması gerekenlere kapatmanın yollarını aramaya çalışıyorlar.

Örnekleri çoğaltmak mümkün,  enerji üretmek için nükleer santral yapımını düşünebilmek, intiharı düşünmekle eş değer değil midir?

Unutmamak lazım ki bir zamanlar kalkınma ve uygarlığın gelişimini sağlayamaya yaracak girişimleri önceden planlayarak yapabilmeyi hedefleyen düşünceleri “ bize plan değil pilav lazım“  diyerek sabote eden bir zihniyet sonunda kendisini de hızla yok etme aşamasına gelmektedir. Kuruyan göller, nehirler, lağım çukuruna dönen denizler, çölleşen topraklar, yakılarak kesilerek yok edilen orman alanları ve akla gelen diğerlerini göz önüne alırsak herhalde sonunda şunu söyleyeceğiz: Kendim ettim kendim yedim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir