ZAZ’IN CAZ’I KONSERi

Fransanın yeni Edith Piaf’ı dünyaaaca meşhuuur ZAZ.

Ne yazık ki kültür anlayışımız,  hayvan gütmenin ötesine geçemedi. Bunu, ikide birde dile getiren büyüklerimiz de “Onlar daha iki koyunu bile güdemezler.” Veciz deyişiyle ortaya koymaktadırlar.

Bu garip ama gerçek olan yaşantımızı gizleyip, saklamak ve dünyanın gözlerinden kaçırabilmek üzere, adlarını saymakta zorlanacağınız bir çok etkinlikler düzenlemekte her ne kadar adlarının peşine festivaller, günler, v.s benzetmeler yakıştırsak da,  aslında hepsi ticari bir beklentinin kar edebilme uzantısı olmaktan öteye geçmeyen organizasyonlarıdır.

Hepsinin toplamı, bir tek  “İSTANBUL FESTİVALİ” oluşumu kadar değerli olabilmekten uzaktır.

Ellerinde eski program katalogları olanlar veya bulabilme ayrıcalığına sahip olanlar karşılaştırma yaparak 70’li senelerin ”İSTANBUL FESTİVALİ” nin değerini daha iyi anlayabilirler.

Gerçek bir festivalin bizlere kattığı değerlerden söz etmek yerine, önemli bir ticari(!) organizasyon olan Akbank caz festivali  kapsamında ülkemize davet edilerek konser veren gerçek adının Isabelle Geffroy olduğunu öğrendiğimiz bir sokak şarkıcısı olan ve kendisine ZAZ adını yakıştıran genç hanım şarkıcı adına konser denemeyecek olan sahne etkinliğine katılarak kendilerini ÇÜK (Çok Ünlü Kişi) olarak tanımlayanları görünce “Türkler bana neden bu kadar büyük ilgi gösteriyorlar.” Diyerek hayretini dile getirmiştir.

Çok güzel deyişlerimizden birisi olan “Her hıyarım var diyene tuzu alıp koşmak” misali,  festival diye her yere  koşa koşa gitmeyi bir matah zannedenlerin yanında “Bizde oradaydık diyen entel ve de dantellerimiz” de eksik kalmayacaklarına göre bu şarkıcı kızda bir iş vardır herhalde  diyerek zaten  bunun böyle olduğunu bilen, kerameti kendinden menkul internet gazeteciliği çıktığından beri halkın gözünde önemli bir yer edinmiş olan aslında paparazzi olmaktan öteye gidemeyen magazin gazetecileri bütün amacı üç kuruş para kazanmak için kimin kucağına oturursa onun türküsünü söyleyen hiçbir yerde dikiş tutturamamış, hiçbir okuldan mezun olamamış sürü sepet insanın iş yapar göründüğü, kendilerini basın mensubu addedenler tarafından birden bire adı youtube olan internet sitesindeki tek bir şarkıyla dikkat çeken isme, bir Fransız vatandaşı olması sebebiyle hemen Edith Piaf etiketi yapıştırarak çok beğeni kazanacağına da güvenerek pazarlamaya soyundular. Birdenbire dünyaca ünlü yapılarak önceki deneyimlerinden de kazandıkları bilgiler doğrultusunda, özel localarda Santana konserinde birbirlerine şarap ikram ederek adlarından söz ettirmeyi çok seven yüksek meziyetli cemiyet mensuplarımızı hedef kitle olarak belirlemiş ve pazarlama faaliyetlerine dört koldan başlamışlardı.

Kendisi bile hayretler içerisinde kalmasına rağmen bizim yüksek basın mensuplarımız tarafından dünyaca ünlü şarkıcı ilan edilerek Edith Piaf’la aynı kefeye koyuluveren sokak şarkıcısı kızcağız, dünyanın bir çok ülkesine seyahat etmiş olmalarına rağmen, gezdikleri ve dolaştıkları şehirlerin hiçbir caddesinde, metrolarında, sokaklarında çalan sokak şarkıcılarını dinlememiş, onların önünde duran enstrümanlarına yada şapkalarına bir kuruş dahi atmamış olanlar ZAZ konserinde bütün koltukları doldurmuşlardı. Konser ve festival pazarlaması işe yarıyordu, birdenbire İstanbul festivallerin, bienallerin, konserlerin ardı arkasına patladığı bir şehir haline geliverdi ama en merkezi meydanında kaderine terkedilmiş şekilde duran bir zamanlar gerçektende adı gibi olan “Kültür Merkezi”  yerine,  “Küçük Çiftlik Parkı” , “Kuruçeşme Arena” isimlerini verdiğimiz alanlarda özel localarda şarap eşliğinde festivaller yapılmaya başlandı, ne de olsa kültürel faaliyetlerimizi çiftliklerde yapmaya alışkındık ve  en başarılı olduğumuz spor alanları ringler ile güreş minderleriydi, arenalarda çarpışan gladyatörler her  kadar bizim kültürümüze biraz uzak kalsalar da sonuç başarılıydı.

Son söz:  Ayaklı TE LE olmayın, onlara asla itibar etmeyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

40 ÷ 10 =